28 Ağustos 2026
haile

“Yokum Diyor…”

Aytaç Medya yapımcılığında Sakarya’da çekilen Haile 2: Var mı, Yok mu?! Filminin yönetmen koltuğunda Musallat (2007-2011) ve Siccîn (2014-2015-2016–201720182019) serileri ile Üç Harfliler 3: Kara Büyü (2016), Üç Harfliler: Beddua (2018), Üç Harfliler: Adak (2019), Mahlûkat (2022) ve Haile: Bir Aile Kabusu (2023) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Alper Mestçi 14. korku filmiyle oturuyor. Senaryosunu yönetmen Mestçi ile birlikte filmin oyuncuları olan Ömer Gecü’nün kaleme aldıkları filmin görüntü yönetmenliğini Emre Boz üstlenmiş. Müzikleri Reşit Gözdamla imzası taşıyan, sanat yönetmenliğini Selenay Kurt’un yaptığı filmin oyuncu kadrosunda ise Gülşah Aydın, Betigül Ceylan, Ömer Gecü, Duru Irmak Apaydın, Tolga Demircan, Kevser Sare Ateş, Nezahat Oynar, Ümit Çetin, Selenay Kurt gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu geçmişe hapsolmuş kabuslarla dolu bir evde yaşananlar oluşturuyor. Evin çatlaklarından yatırların fısıldadığı lanet, evin ziyaretçilerini sonsuz bir kabusa hapseder. Her bir odada, geçmişteki hataları yankılayan bir ayna bulunur. Zamanın duvarların arasında hapsolduğu odada kabustan kurtulmak mümkün değildir. Gelen ziyaretçilerin günahlarıyla dolan bu evden çıkış mümkün değildir.

Mekân tasarımının ve atmosferin tüm Mestçi filmlerinde olduğu gibi hayli başarılı olduğunu rahatlıkla söylemek mümkün. Ancak daha önce Mühürlü Köşk (2011), Helâk: Kayıp Köy (2015), Kabir Azabı (2018), Zifir-i Azap (2018), Azubel (2021) gibi filmlerde işlenmiş olan kabir azabı konsepti üzerinden ilerlemeye çalışsa da senaryoda birçok aksaklık bulunuyor. Senaryodaki bu aksaklıklara oyuncuların birçoğunun performanslarının yetersizliği ve inandırıcılıktan uzak oluşu ve maalesef amatör yapımlarda görüp de “Dakika uzatmak amacıyla flashback için önceki sahnenin tamamını koymuşlar” denilen durumların izleyicinin karşısına çıkması; az önce gösterilen bir sahnenin tekrar gösterilmesi gibi tekrarlarla dolu olmasının da hem filmin anlatısına doğrudan hizmet etmediğini hem de izleyiciyi oldukça yorduğunu söylemek mümkün.

Serinin bu yıl gösterime giren ilk filmiyle alakası olmayan bu filmde cin musallatı yerine hayalet musallatı üzerinden kabir azabına yönelen bir senaryonun tercih edilmesi fikri değerli olsa da bu senaryonun da daha önce karşımıza çıkan birçok filmdekine kıyasla daha efektif kullanılmamış olması ile neredeyse tek korku unsuru olarak karşımıza çıkan Japon hayaleti benzeri hayalet ve Hasan Karacadağ filmlerine benzer detaylar taşımasıyla da bu artının eksiye çevrilmesi söz konusu oluyor. Mestçi filmlerinde çoğunlukla kullanılan jumpscare’ler bu filmde karşımıza çıkmamakla birlikte aceleye getirilmiş hissiyle salondan ayrılmanıza neden oluyor.

Mestçi’nin Musallat (2007) ve Siccîn 3: Cürm-ü Aşk (2016) filmleri haricinde neredeyse tüm filmlerinde kadınlar tarafından işlenen günahlar ve cezalandırılan kadınların kullanılması bu filmde de devam ediyor. Suç ve günah kavramları üzerine geliştirilen kadın karakterin, bu suçlardaki ortağı bir erkek karakter olsa da suçlarıyla yüzleşmek zorunda kalan kadın karakter oluyor. Fakat buna tezat bir şekilde filmdeki gerçek kötüler erkek karakterler olarak karşımıza çıkıyor ancak onlar (biri hariç) herhangi bir cezai yaptırıma uğramıyor.

Sonuç olarak Haile 2: Var mı, Yok mu?!; göz yoran amatör yapımlardan ayrılmakla birlikte, Mestçi’nin filmografisinin şimdiye dek çekilmiş en zayıf halkası olarak göze çarpıyor. Beklentiye girilmeksizin izlenebilir.