“Yapay Zekâ, Suni Yetimhane, Sıfır Cin…”
İlk olarak APAH Yapım yapımcılığında 2022 yılında Rum Yetimhanesi adıyla tarih alıp sonrasında belirsiz tarihe ertelenen ve 2025 yılında da Dreamhouse Company yapımcılığına geçen ancak 18 Nisan 2025 tarihindeki gösterim tarihine bir gün kala Büyükada Rum Erkek ve Kız Yetimhanesi Vakfı’nın hem yönetimlerinin hem de İstanbul’daki Rum cemaatinin hedef gösterildiği gerekçeleriyle açtıkları davaya istinaden mahkemece sinemalarda vizyona girmesinin/gösteriminin önlenmesine yönelik verilen ara karar sonrasında ise 2026 yılında gösterim tarihi alan ve ismi Yetimhane: Sahipsiz Cinler olarak güncellenen filmin yönetmen koltuğunda Cem Kaymakçı oturuyor. Senaryosu Cem Kaymakçı tarafından kaleme alınan filmin oyuncu kadrosunda ise Murat Tatlı, Ayşe Zekiye Baçkır, Tayfun Sav, Nur Erkoç gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu annesinin ölümünün ardından varlığını yeni öğrendiği kayıp kardeşinin izini süren Nergis, yıllar önce terk edilmiş bir yetimhanede geçmişin karanlık sırlarıyla ve doğaüstü olaylar oluşturuyor. Nergis, annesiyle uzun süredir görüşmemektedir. Bir gün hastaneden gelen bir telefonla annesinin vefat ettiğini öğrenir. Hastaneye giderek annesinden kalan eşyaları teslim alır ve bu eşyaların arasında ona hitaben yazılmış bir mektup ile eski bir fotoğraf bulur. Fotoğrafta, daha önce varlığından haberdar olmadığı bir kardeşi olduğunu keşfeder. Hiç vakit kaybetmeden Büyükada’ya giden Nergis, burada annesinin yıllar önce Rum Yetimhanesi’nde öğretmenlik yaptığını ve kardeşinin 10 yaşındayken kaybolduğunu öğrenir. Bu gizemli olayı araştırmaya karar verir ve adada kaldığı süre boyunca, ürkütücü olaylar yaşamaya başlar. Yetimhanede o dönemde yaşamış çocukların hayaletleriyle karşılaşır ve adanın kötü ruhlar tarafından kuşatıldığını fark eder. Nergis, adadan kaçmaya karar verdiğinde, bunun için artık çok geç olduğunu anlar.
Çekimleri fena olmayan filmin oyuncularının performansları ve senaryosu oldukça kötü. Mizansenler ve diyaloglar öyle saçma ki her karakter kilidi açılan yeni oyuncu Nergis karakterine bir şey vermek üzere mektup, sandık, fotoğraf gibi nesneleri adeta ceplerinde taşıyorlar; kapı numarası olmayan sadece adı Madam Afro’nun Konağı olarak anılan bir adresi görür görmez burası olmalı diye tanıyorlar; ellerinde eski tip tuşlu bir cep telefonu var ve onunla iletişim kuruyorlar ancak birbirlerine nasıl oluyorsa mektupları gönderip “uzman” birilerine çevirtebiliyorlar; her şey garip ama kimse bu tutarsızlıkların hiçbirini nedense garipsemiyor. Annesinin kendisinden önce başka bir çocuğu daha olduğunu öğrendiği halde, kendisinden büyük olması gereken bu çocuğun 10 yaşındaki halini görünce “canım kardeşim” diyerek elinden tutabilecek birinin inandırıcılığını, aklı başında insanlar olarak maalesef gerçekçi bulamıyoruz. Gerçekçi bir karakterin “Benden daha büyük, tanımadığım bir kardeşim var ise yaşının da benden büyük olması lazım; bu 10 yaşlarındaki çocuk kardeşim ise doğaüstü bir durum var” diyerek tabanları yağlaması gerekirdi.
Filmin en büyük sorunu merkezine Büyükada’da bulunan, şehir efsanelerine konu olmuş Rum Yetimhanesi’ni almış gibi görünmesi. Ancak filmin içerisinde Rum Yetimhanesi’nin yalnızca yapay zekâ destekli görsellerinin kullanıldığını, içerisine izinleri bulunamadığı için girilemediğini ve aslında hikâyenin Madam Afro’nun Konağı’nda vuku bulduğunun altını çizmek gerekiyor.
Yerli korku filmlerinde son dönemde karşımıza çıkan bir diğer sorun ise yapay zekâ kullanımı. Korku sahneleri için kullanılan yapay zekâ videoları o kadar kötü, o kadar yapay duruyor ki beyaz perdeye bakarken keşke tokenleriniz bitse demekten kendimizi alıkoymamız hayli zor oluyor.
İyi şeyler yok mu? Aslında var. Filmde yaratıcı sahneler de kullanılmaya çalışılmış ancak bunlar büyük resme bakıldığında sonuçsuz çabalar olmaktan öteye geçemiyor. Filmin korku unsuru hayaletler ancak filmin adı “sahipsiz ruhlar” yerine “sahipsiz cinler” olarak seçilmiş.
Sonuç olarak Yetimhane: Sahipsiz Cinler; teknik gereksinimleri karşılayamayan ancak yeni bir şeyler denemeye çalışan, yapay zekâ sahneleri hayli göz yoran başarısız bir film olmaktan öteye geçemiyor.
