8 Ekim 2026
tempus-banner

“Tam Başlıyor Derken…”

Nest Film yapımcılığında Gaziantep’te çekilen Tempus filminin yönetmen koltuğunda Horoz Bayram (2018) ile İblis Esir-i Beden (2019) filmlerinin görüntü yönetmenliğini yapmış olan Evren Özgür ilk uzun metrajıyla oturuyor. Senaryosunu Metin Uluşal’ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Salih Bozkuş’un üstlendiği, müzikleri Okan Özdemir tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Halil İbrahim Kalaycıoğlu, Melda Arat, Şehmus Kartal, Asuman Bora, Zeynep Reyhan Keskin, Erdoğan Aydemir, Burak Kurtoğlu gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu ölümcül bir hastalığın son evresindeki bir akademisyenin, çocukluğundan beri peşinde olduğu kozmik bir geçidin sırrını çözmek için kurduğu küçük bir ekiple 60’lı yıllarda Gaziantep’te sürdürdüğü arayışı oluşturuyor. 1960’lı yıllarda, 60 yaşındaki akademisyen Prof. Dr. Ömer Faruk Toprak, kanser hastalığının son evresine girdiğinde, çocukluğundan beri zihnini meşgul eden gizemli bir olayı aydınlatmak üzere yıllar sonra Gaziantep’e gelir. Profesör, zamanın büküldüğüne inanılan kozmik bir geçidin yerini bilen tek kişidir ve hayatının son günlerini bu sırrın peşinde geçirmeyi seçmiştir. Hedefine ulaşmak amacıyla bir doktoru, eski bir askeri ve asistanı Ayla’yı bir araya getirerek küçük bir ekip oluşturur. Başlangıçta gerçeğin tamamından habersiz olan bu ekip, zamanla peşinde oldukları sırrın yalnızca geçmişe ait olmadığını fark eder. Kayıp bir anahtar, saklı bir harita ve geçmişten bugüne uzanan gizemli işaretler, ekibi insanlık tarihinin seyrini değiştirebilecek bir gücün saklı olduğu esrarengiz bir kapının eşiğine kadar sürükleyecektir.

Gündüz çekimleri fena olmayan, gece çekimleri yer yer ışık yetersizliği nedeniyle piksellenmeye düşen film, olumsuz yönlerine rağmen kendini izlettirmeyi başaran bir yapım. Bazı sahnelerde replikler tekrar ediyor ama çok da rahatsızlık vermiyor. Fantastik macera filmlerinin matematiklerini kullanarak oluşturdukları senaryoda olayların net anlaşılması için iki ileri bir geri taktiği de uygulanıyor. Örneğin 1969 yılındayken birden üç yıl öncesine sonrasında 69’a, birkaç sahne sonra da bu kez iki yıl öncesi geçiş sağlanıyor.

Sanat yönetimi döneme ait eşyalar konusunda fena olmasa da fonda görülen elektrik direği, yol levhaları ya da o dönemde elle dikilen üçgen muska yerine günümüzde satılan çıtçıtlı muskanın kullanımı ya da 1933 yılına ait sahnelerde görülen 1961 yılından itibaren resmi olarak kullanılmaya başlanan; Türkiye’deki tüm resmi kurumlarda, okullarda ve sınıflarda görmeye alışık olduğumuz, ressam Şeref Sonel tarafından Atatürk’ün vefatından çok sonra, 1950’li yılların sonunda yapılmış olan ikonik sivil Atatürk portresi gibi unsurlar yer yer tarihi inandırıcılığı sekteye uğratıyor.

Filmin macera kısmına geçeceğini beklediğiniz finale uzanan sekansta ise sandığın açılması sonrası beklentinizi karşılayacak özel efektler ya da boyut kapısı görünmesi gibi herhangi bir unsur bulunmadan günümüzde bir mektup açılışına geçiliyor hatta kargo ile gelen mektup açacağı kullanılarak 1969’da “Zamanı gelmeden açma” denilerek verilen zarf açılıyor. Evet mektup o tarihte gönderilmek yerine o tarihte zarf açacağı kargoyla geliyor. Yani sözün özü okyanusu geçip derede boğulunan bir film var karşımızda.

Sonuç olarak Tempus; yerli sinemamızda çocuklara yönelik yapımlar dışında fazla denk gelmediğimiz macera ve fantastik türlerini gerilim dinamikleriyle harmanlayarak ilerleyen, tarihsel konularda eksiklikleri olan orta halli bir gerilim filmi.