“Masum Bir Dilekten Ölümcül Bir Takıntıya…”
Capstone Pictures, Blumhouse Productions, Under The Shell ile Tea Shop Productions ortak yapımcılığında çekilen ve 2025 Sitges Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’nü kucaklayarak dönen Obsession, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Saplantı filminin yönetmen koltuğunda Milk & Serial (2024) filmi sonrasındaki ikinci uzun metrajıyla Curry Barker oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Barker’ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Taylor Clemons’ın üstlendiği, müzikleri Rock Burwell tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Michael Johnston, Inde Navarrette, Cooper Tomlinson, Megan Lawless, Andy Richter, Haley Fitzgerald, Darin Toonder gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu aşık olduğu kadının kendisine aşık olmasını dileyen bir adamın yaşadığı doğaüstü olaylar oluşturuyor. Bear, çocukluk ve iş arkadaşı Nikki ile bir müzik mağazasında çalışmaktadır. Bear, Nikki’ye karşı hissettiği güçlü duyguları dile getirememekte ve içine kapanmaktadır. Bear, Nikki’ye bir hediye almaya karar verir ve spiritüel ürünler satan bir dükkânda gezinirken, bir dileğin gerçekleşeceğini vaat eden gizemli “One Wish Willow”u görür ve Nikki’ye hediye etmek için satın alır. Ancak bu hediyeyi vermekten vazgeçerek Nikki’nin dünyadaki herkesten daha çok onu sevmesini dilemek için kullanmasıyla birlikte bazı arzuların karanlık ve tekinsiz bir bedeli olduğunu keşfetmek zorunda kalacaktır.
Sinematografisi hayli başarılı olan film, basit ama ilginç bir konuyu ele alıyor olmasıyla 1-0 önde başlıyor. Her ne kadar daha önce birçok kısa filmde, Twilight ya da Buffy The Vampire Slayer gibi serilerde bölüm olarak ya da Wishmaster (1997), Wishcraft (2002), Fantasy Island (2010), The Monkey’s Paw (2013), Wish Upon (2017), gibi filmlerde dileklerin kötü sonuçları yansıtılmış olsa da burada farklı kişilerin dilekleri yerine tek bir kişinin bir dileğinin dönüşüm sürecine odaklanıldığı için kendini diğer filmlerden ayırmayı başarıyor. Zira nasıl ki reklamlarda asıl önemli olan uyarılar küçük puntolarla yazılıyorsa; dileklerde de “dileğin ölçüp tartılıp net olarak istenmesi” gerektiğine dair birçok mesel, masal ve öykü bulunuyor. Ancak insanlar dilekleri gerçekleştikten sonra neler olacağını düşünmeyip sadece dileğe odaklandıkları için; örneğin “1 milyar dolar” istediklerinde anneleri ya da babaları uçak kazasında ölüp o paranın kendilerine bu şekilde gelebileceğini düşünmüyorlar. Hayatımızdaki her şeyin; sağa ya da sola dönmeye karar vermemizin bile bir bedeli var. Bu filmde de tam da bu basit fikre dayanmayı seçerek doğru bir tercihte bulunuyor.
Filmin başarısı ise sadece bu basit öyküyü anlatmak değil. Daha önce değindiğim gibi bu öykü birçok kez anlatılmış olsa da önemli olan sinematografisi, renklendirmesi, oyuncuların performansı gibi unsurlarla beyazperdeye nasıl yansıtıldığı. Makyajları ve sanat yönetimi harikulade olan filmin oyuncularının performansları da göz kamaştırıyor. Bear karakterini canlandıran Michael Johnston ile Nikki’ye hayat veren Inde Navarrette başta olmak üzere tüm oyuncuların inandırıcı ve gerçekçi performanslar sergilediğini söylemek rahatlıkla mümkün. Yer yer gülümseten yer yer yüzünüzü kırıştırmanıza neden olan çoğunlukla ise Bear adına gerilmenizi sağlayacak şekilde kurgulanmış bir matematiğe sahip. Özellikle Nikki’nin performansı ile bu gerilim izleyicilere oldukça rahat bir biçimde geçiyor. Işık ve gölge oyunlarının yarattığı tekinsizlik, Nikki’nin psikotik davranışları koltuklarında rahat oturmalarını engelleyecek şekilde izleyicilere başarılı bir biçimde yansıyor. Üstelik çok daha korkutucu sahnelere sahip filmlerden daha ürkütücü ve başarılı olmasının nedeni de basitlikten yararlanması oluyor.
Takdir edilesi bir diğer husus ise filmde yer alan ve dikkatli izleyicilerin fark edeceği minik ama etkileyici detaylar. Gençlerin gittikleri Trivia gecesinde sorulan soru ile finale yakın karşılaşılan durumların aynı olması, pazarlama sırasında (evet “One Wish Willow”u internetten satışa çıkardılar ve şu an tükenmiş durumda görünüyor) kullanılan stratejinin filmle örtüşmesi gibi olgular her detayı düşündüklerini gözler önüne seriyor. Yalnızca filmin çekimi sırasında değil sonrasında ve pazarlama kısmında da oldukça detaylı şekilde çalışmış olmaları hanelerine ve gerçekçiliğe artı puan eklenmesini sağlıyor.
Sonuç olarak Obsession; son zamanlarda gösterime giren yabancı korku filmleri arasından sıyrılarak, “Mutlaka sinemada izlenmeli” diyebileceğimiz en iyi korku filmlerinden biri olmayı başarıyor. Şiddetle tavsiye edilir…
