4 Temmuz 2026
olunun-laneti-banner

“Ölünün Değil Amatörlüğün Laneti…”

YMG Medya yapımcılığında İzmir’in Ödemiş ilçesinde çekilen Ölünün Laneti’nin yönetmen koltuğunda Gaip (2019) ve Laz Kit (2020) gibi yapımların senaryosunu yazan, Yasaklı Köy (2021)’in yönetmenliğini yapan; Mc Dandik (2013), Gaip (2019), Laz Kit (2020) gibi filmlerde ise oyuncu olarak karşımıza çıkan Aziz Özuysal oturuyor. Senaryosunu Gürcan Koç’un kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Sevan Özbülbül’ün üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise Gürkan Koç, Mustafa Atalı, Aden Lina Tavaslı, Serap Raya, Ahmet Ünlü, Yaşar Yılmaz, Ali Gündoğmuş, Sevgi Çelik, Füsun Köksal, Melis Melina, Hacı Bayram, Hüseyin Tatlıkara, Aynur İlkutlu, Mehman Nazar, Ayşe Karataş, Hüsamettin Sezgin, Fatma Döner gibi isimler bulunuyor.

Yapımın konusunu morgda sahipsiz kaldığı için defnedilemeyen ve lanetli olduğuna inanılan bir cenazenin, yakınları tarafından teslim alınmasıyla başlayan sıra dışı olaylar silsilesi oluşturuyor.

Yerli korku filmi tarihçemize kısaca bir göz atacak olursak; içerisinde “ölü” kelimesinin geçtiği ilk film Yavuz Yalınkılıç’ın senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği, düşük bütçeli, siyah-beyaz çekilmiş ve her ayın 15’inde mezarından kalkan bir hortlağı konu edinen Ölüler Konuşmazki (1970)’dir. Yıllar boyunca kayıp film statüsünde kalan yapım 2000’li yıllarda Sadi Konuralp tarafından Lale Film Stüdyolarındaki araştırma sırasında bulunarak dijitale aktarılmıştır. Türkiye’nin ilk ve son korku plağı da bu film için basılmıştır. Sonrasında yani 1970 yılından sonra içerisinde “ölü” kelimesi geçen diğer yerli filmimiz ise 2025 yılında Ahmet Arpacı tarafından çekilen, lanetli bir kolyenin araştırılmasını konu edinen ve sinemasal gereksinimleri karşılama konusunda yetersiz olan Ölü Kontesin Laneti (2025) olarak karşımıza çıkmıştı. Yıl 2026’ya geldiğinde ise 4 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul’da bulunan Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde galası gerçekleştirilen ancak o hafta vizyona girecekken ne hikmetse 3 Temmuz 2026 tarihine dek ertelenen Ölünün Laneti (2026) karşımıza çıkıyor. Yani yerli korku sinemamızda “ölü”nün izini sürmek bu kadar kolay.

Gelelim 2026 model ölümüzün lanetine… Öncelikle çok kötü bir kamerayla çekilmiş olan yapımda yer yer ışık yetersizliği nedeniyle kör olduğunuzu sanabiliyorsunuz. Çoğu sinema salonlarında halihazırda projeksiyon ışıklarının yetersizliğini de buna rahatlıkla eklediğinizde, ki yapım Türkiye çapında yalnızca 20 salonda gösteriliyor, kötü projeksiyon ışığının azizliğiyle karşılaşma oranınız daha da artıyor. Oyuncuların, ki oyuncu demek doğru mu o da ayrı bir tartışma konusu olacaktır, performansları kadar ses kurgusu da içler acısı. Halihazırda duymakta zorlandığınız konuşmaların arkasına birkaç sahne dışında hiç kesilmeyen bir de fon sesi eklenmiş. Bazı sahnelerdeki konuşmaları anlama olanağı kesinlikle bulunmuyor. Çok yavaş konuşan karakterler, çok hızlı ve şiveli konuşan karakterler, namaz kılınan odaya sokakta giydiği botlarla girmesi yetmiyormuş gibi namaz kılan kişinin ve seccadesinin önünde de duran karakterler yani aklınıza gelecek ve gelemeyecek her tür cringe vaka bu yapımda karşınıza çıkıyor. En fenası ise bazı sahnelerde dördüncü duvarı yıkarak izleyicilere bakan, Meliés’in efektlerinden hallice cübbeli / çarşaflı Sabir adlı cinin cee’leri…

Yerli korku sinemamıza dönerek bağlayacak olursak; “ölü” kelimesi geçen 3 yerli korku filmi de oldukça düşük bütçeli yapımlar olmakla birlikte, 1970 yapımı olan Ölüler Konuşmazki (1970)’in yeni yapımlardan çok daha kaliteli olduğunu belirtmek gerekiyor. Haliyle yerli korku sinemasında susan ölüler hariç “ölü” gördüğünüzde kaçmanızı şiddetle önermek durumundayım.

Sonuç olarak Ölünün Laneti; sinema adına bir lanet olmakla birlikte Türkiye’deki 20 salona musallat olmuş, vizyona girmemesi gereken yapımlardan biri…