4 Temmuz 2026
the-mortuary-assistant-banner

“Bu da Gol Değil…”

Creativity Capital, Dread, DreadXP, Epic Pictures ile Traverse Media ortak yapımcılığında çekilen The Mortuary Assistant, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Otopsi filminin yönetmen koltuğunda The Sadist (2015), 60 Seconds to Die (2017), Slapface (2021) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Jeremiah Kipp oturuyor. Brian Clarke’ın yarattığı video oyunundan Tracee Beebe tarafından senaryoya uyarlanan, görüntü yönetmenliğini Kevin Duggin’in üstlendiği, müzikleri Jeffery Alan Jones tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Willa Holland, Paul Sparks, John Adams, Keena Ferguson Frasier, Mary Hungerford, Mark Steger, Emily Bennett gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu bir morgda gece vardiyasında çalışmaya başlayan Rebecca’nın başına gelen doğaüstü olaylar oluşturuyor. Morg bilimi bölümünden mezun olan Rebecca Owens, River Fields Morgu’nda gece vardiyasında işe başlar. Başlangıçta rutin görünen bu iş, kısa sürede onun dehşet verici doğaüstü güçlerle yüzleşmek zorunda kaldığı karanlık bir kâbusa dönüşecektir.

Son dönemde video oyunlarından uyarlanan korku filmleri adeta altına hücum edilmişçesine tercih edilmeye başlandı. Five Nights at Freddy’s (2023), Five Nights at Freddy’s 2 (2025), Until Dawn (2025), The Exit 8 (2025), Return to Silent Hill (2026), Iron Lung (2026) başta olmak üzere birçok korku oyunu hızla sinemaya uyarlanarak gösterime girdi ancak akılda kalıcı uyarlamalar olmayı başaramadılar. Benzer şekilde bu deneme de uyarlama konusunda direkten dönenler arasındaki yerini alıyor.

Filmin hakkını vermek gerekirse, set tasarımı neredeyse mükemmel. Oyunun hayranlarına mumyalama odası, dar koridorlar, loş floresan aydınlatma aşina gelecek; hatta izleyicilerin doğrudan kaynak materyale adım atıyormuş gibi hissetmelerine neden olacak kadar başarılı. Oyunu oynamamış olanlar için ise hikâye dozunda bir şekilde anlatılsa da sonlara doğru gizem yaratmak için birçok şey havada bırakılarak ilerlemeye başlıyor. Bu bağlamda açılışı “hiç fena değil” diyebileceğimiz şekilde beyazperdeye yansısa da sonrasında tökezlemeler baş gösteriyor.

Sinematografisi, ışıklandırması ve sanat yönetiminin başarılı olmasına rağmen, bu klostrofobik psikolojik korku kaotik ve tutarsız bir hikâye olarak ilerliyor; bu durum da izleyicilerin “Buraya nasıl geldik?” diyerek filmden kopmalarına neden oluyor. Korku atmosferinin yükseldiği yerlerde başvurulan geri dönüşler maalesef korkunun izleyicilere istenildiği ölçüde geçmesine izin vermiyor. Duygusal sahnelere yapılan bu geçişler korkunun hafiflemesine sonrasında da ivmeli yükselişinin hakkını veremeden bir balon gibi sönerek yok olmasına neden oluyor. Haliyle izleyicilerin korku açısından beklediği o pik noktasına ulaşmak mümkün olmuyor. Oyunun bel kemiğini oluşturan katılım ve seçim yoluyla oluşturulan gerilim ve korku atmosferi, filme uyarlanırken oyuncunun iradesi üzerinden ilerlemek zorunda kalıp üstelik de klişelere sarılması nedeniyle sekteye uğruyor. Beklenen her klişe izleyicilerin karşısına çıkıyor ancak bunlar sadece yapılması gerekenler listesinde olan checklist’i sağlamak için konulmuş gibi yapay kalıyor.

Sonuç olarak The Mortuary Assistant; oyundan sinemaya uyarlanan orta halli yapımlar arasına adını yazdırmanın ötesine geçemiyor.