21 Eylül 2026
lee-cronins-the-mummy-banner

“Antik Mısır Soslu Evil Dead…”

Atomic Monster, Blumhouse Productions, Doppelgängers, New Line Cinema, Ontario Creates ile Wild Atlantic Pictures ortak yapımcılığında çekilen Lee Cronin’s The Mummy, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Lee Cronin’den Mumya filminin yönetmen ve senarist koltuklarında filmin adından da anlaşılacağı üzere, The Hole in the Ground (2019) ve Evil Dead Rise (2023) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Lee Cronin oturuyor. Görüntü yönetmenliğini David Garbett’in üstlendiği, müzikleri Stephen McKeon tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Jack Reynor, Laia Costa, May Calamawy, Natalie Grace, Shylo Molina, Billie Roy, Veronica Falcón, Hayat Kamille, May Elghety, Husam Chadat, Tim Seyfi gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu sekiz yıl önce çölde kaybolan kızlarının aniden geri dönmesiyle hayatları değişen bir ailenin yaşadığı korku dolu olaylar oluşturuyor. Gazeteci bir babanın küçük kızı, çölde iz bırakmadan kaybolur. Olayın üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra kızın aniden ortaya çıkıp ailesine dönmesi, başlangıçta bir sevinç yaratsa da kısa sürede yerini sıra dışı ve açıklanamaz olaylara bırakır.

Bir süredir yeni trend eski canavarları ve eski filmleri yeniden beyazperdeye getirmek. Aslında bunun temel nedeni anlatacak yeni bir şey bulunmuyor olsa da bu açığı süslü dekorlar, sanat yönetimi fazlasıyla abartılmış yapımlarla kapatarak Akademi Ödülleri’nde dahi görünür olmayı başardılar. Frankenstein, Nosferatu, Dracula derken sıra mumyaya gelmişti. Ancak karşımıza çıkanın popüler kültür öğesi olan, özellikle 99 yılından sonra fantastik, kara komedi, doğaüstü fantezi gibi alt türleri içerisinde barındıran Indiana Jones’dan hallice The Mummy serisinden ziyade, İtalyan yönetmen Lucio Fulci’nin 1982 yılında çekmiş olduğu Manhattan Baby (1982) ile The Exorcist (1973)’ün Evil Dead (1982) ile mikserlenmesi olduğunu söyleyebiliriz. Manhattan Baby (1982)’de lanetli bir kolye nedeniyle ele geçirilmiş olan kız çocuğunun yerine bu filmde direkt kaçırılan ve sekiz yıl sonra antik bir mumya lahdinin içerisinde yaşar halde bulunan bir kız çocuğuna evriltiliyor. Buraya dek, zaten fragmanlarda da belirtildiği şekilde harika bir hikâye başlangıcı sunulsa da, filmin buradan sonraki kısmında maalesef mantık hataları, karakterlerin aptalca seçimleri, birbirinden kopan ve korku dozunu artırmak adına çekilen ancak sonrasında bir yere bağlanamayan sahneler nedeniyle ite kaka ilerleyen, alışık olduğumuz bir ele geçirilme filmine dönüşüyor. Üstelik ikinci yarıda, daha geçen yıl izlediğimiz Bring Her Back (2025)’e benzer şekilde video kasetler ve antik ayinler içererek o filme ait yaratıcı sahnelerden de kendisine bir tutam atmayı ihmal etmiyor.

Plastik makyajlar ve pratik efektler çok başarılı olsa da, küçücük bir kar topundan çığa evrilen mantık hatalarını görmek izleyiciler için üzücü bir sona doğru yaklaşıldığının da sinyalcisi olarak göze çarpıyor. Yönetmen filmin senaryosunun ana ilham kaynaklarının Poltergeist (1982) ile Se7en (1995) olduğunu dile getirmiş olsa da maalesef bu filmlerden aldığı ilhamı bize sunmuş olduğu filme geçirmeyi başaramıyor. Üstelik dikkatlice baktığınızda Necronomicon’daki sözler yerine antik başka bir ritüelin uygulandığı bir Evil Dead yeniden yapımı olduğunu bile söylemek mümkün. Hikâyeye odaklanmak ve korku ve gerilimi sürdürmeye çalışmak yerine gürültü, tiksindirici beden korkusu ile bolca kana başvuruyor. Yönetmenin bir önceki uzun metrajı olan ve tamamen beden korkusu ve ele geçirilme üzerinden ilerleyen Evil Dead Rise (2023)’da olduğundan daha cüretkar bir şekilde beden korkusu sahnelerine başvurmuş hatta bazı yaratıcı fikirler katmış olsa da bu tek tük kıvılcım da bu senaryonun içerisinde boşa harcanarak adeta yitip gidiyor.

Filmin adıyla ilgili de değinilmesi gereken bir durum bulunuyor. Daha üçüncü uzun metrajı olan bir yönetmenin neye güvenerek ya da kendini tam olarak kim sanarak “Lee Cronin’s” ibaresi koyarak filme ad vermiş olduğunu da anlamak gerçekten mümkün değil. Spielberg ya da Kubrick’in bile bir filmin başlığına kendi isimlerini eklediklerini görmediğimizin de altını çizmek gerekiyor.

Sonuç olarak Lee Cronin’s The Mummy; tiksindirici, bol kan içeren beden korkusu filmlerini sevenlerin hoşlanacağı ama hikâye üzerinden bir korku ve gerilim bekleyenlerin uzak durması gereken, izlenip unutulacak ortalama bir film olmaktan kurtulamıyor.