30 Eylül 2026
tarot-yeniden-dogus-banner

“Bu Destedeki Kartlar Cacık…”

LN Medya yapımcılığında çekilen Tarot: Yeniden Doğuş’un yönetmen koltuğunu Yiğit Demirkaya ile Azim Şengül paylaşıyorlar. Senaryosunu Elif Göktepe’nin kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Enes Göktepe’nin üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise Derya Çalışır, Servetcan Öztürk, Mehmet Ağırbaş, Gizem Tan, Burak Vega, Büşra Canlı, Ali Bilir, Melis Dilruba Kendirli, Burhan Göktepe, Fedai Şahin, Hilal Kaya, Meltem Koç gibi isimler bulunuyor.

Yapımın konusunu bir grup gencin 10 yıl sonraki buluşmalarında yaşanan olaylar oluşturuyor. Eski bir tarot destesinin etrafında şekillenen lanetli bir ritüel, bir grup arkadaşın hayatını kâbusa çevirecektir. Kartlar açıldıkça geçmişin karanlık sırları gün yüzüne çıkacak ve ‘Yeniden Doğuş’ için dehşet dolu bir bedel ödenmesi gerekecektir.

Çekimleri orta halli olan yapımın senaryosu öyle mantıksız, oyuncuların performansları o kadar kötü ki 76 dakika adeta bitmek bilmiyor. “Kurguda hallederiz” diyerek bıraktıkları paranormal ölüm sahnelerinde sandalyeye zorla takılıp düşmek suretiyle ölenler, bıçakla koluna kesik attığı anda ölenler, kendilerini perdeye yapıştırıp boğulanlar… Yani ne derece saçmalık ararsanız hepsi var. Bir apartman dairesinde Şaman kıyafetleri giyip tarot kartlarını kullanarak ve “Bismillah” diyerek Allah’ın adıyla büyü yapan büyücü kadın ise tüm bunlara tüy dikecek cinsten. Bu yıl gösterime giren Dakhul (2026) adlı yapımda da Şaman büyücünün İslami dualarla büyü yapmasına şahit olmuştuk. Bu yapımda da az önce bahsi geçen “Bismillah” dışında Arapça yazılan büyü materyalleri de karşımıza çıkıyor. Yerli korku ve gerilim sinemamızın senaryo yazarlarının acilen Şamanizm’in ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor.

Adı Tarot olarak geçen yapımın içerisinde tarot kartlarına yakın plan yapılan sahnelere dahi neredeyse başvurulmaması ve bu destenin herhangi bir fonksiyonunun olmaması da cabası. Üstelik hem Şaman bir büyücü tarafından (ki neden doğanın içinde değil de bir apartman dairesinde yaşıyor onu da anlamak mümkün değil) 10 sene sonrası için büyü yaptırılıyor, hem eski bir tarot destesinin laneti peydah oluyor hem de olaylardan bağımsız karakterimiz ruhunu şeytana satıyor. Yani akıllarına ne geldiyse onu da içine atmışlar sonunda da ortaya tatsız, tuzsuz, ne idüğü belirsiz bulamaç gibi bir çorba çıkmış.

Bütün bunlar birleştiğinde, bu hafta menümüze dahil olan bu çorbanın; adı duyulmuş oyuncularla çekilmiş olan ve bu yılın başlarında gösterime giren 7 Büyük Günah (2026)’ın daha kötü bir versiyonu olduğunu da söyleyebiliriz. Ve hatta iki yapımın finalinin hemen hemen aynı olduğu da dikkatli gözlerden kaçmayacaktır.

Sonuç olarak Tarot: Yeniden Doğuş; gösterime girmemesi gereken yerli gerilimlerimiz arasına adını ustalıkla yazdırmayı başarıyor.