11 Eylül 2026
muamma-cenin-i-cin-banner

“Özgünlük de Cenin de Muamma…”

Samandağ Film yapımcılığında çekilen Muamma: Cenin-i Cin’in yönetmen koltuğunda Deney (2020), Kitab-ı Cin (2021), Semur 3: Kıyamet-i Cin (2022) gibi filmlerin görüntü yönetmenliğini; İşaretliler: Kurban (2023), İki Yüzlü (2023) filmlerinin ise yönetmenliğini, Kadıköy Boğası (2025) ve Zincirkıran (2025) isimli yapımların ise hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlenmiş olan Bülent Terzioğlu oturuyor. Filmin oyuncu kadrosunda yapımın hem senaristi hem de yapımcısı olan Emre Coşkun’un yanı sıra Özcan Varaylı, Elif Baysal, Sebahat Adalar, Gürkan Erduvan, Cengizhan Başak gibi isimler bulunuyor.

Yapımın konusunu evlerinde doğaüstü olaylar yaşamaya başlayan bir aile oluşturuyor.  Bayram ile Gül, çocukları Ali ile köyde mütevazı evlerinde yaşamaktadırlar. Evde bir sürede sonra tuhaf olaylar yaşanmaya başlar. Her ne kadar anne ve baba bu olayı hocalarla çözmeye çalışsalar da Ali böyle olaylara inanmaz ve oralı olmaz. Daha sonra olaylar işin içinden çıkılamayacak bir vaziyet alacaktır.

Çekimleri orta halli olan filmin başlangıcında oyuncuların performansları ve diyaloglar gerçekçi olarak ilerlese de bir yerden sonra bu gerçekçilik yapaylığa dönüşmeye başlıyor. Özellikle filmin finalinde twiste neden olmak adına kötü çıkacak olan karakterin performansı benzer yerli yapımlarda da olduğu gibi oldukça yapay kalıyor. Yerli gerilim ve korku filmlerinde sıklıkla düşülen bu tuzağa bu filmde de düşüldüğünü özellikle belirtmek gerekiyor. Makyajların da hayli sırıttığı filmde sanat yönetimi de özellikle bitkisel ilaçlarla düşürülen ceninin neredeyse yeni doğmuş bir bebek boyutunda karşımıza çıkmasıyla başarısızlığın adeta doruklarına ulaşıyor. Oysa filmin adı ‘cenin-i cin’ iken en çok bu cenine özenilmesi gerekmez miydi? Gül karakterini canlandıran Elif Baysal’ın aynaya kafa vurmak yerine karşısında kendini tokatlaması da ayna kırılmasının uğursuzluğundan korkulduğu için mi yoksa ayna masrafından feragat edilebilmesi için mi tercih edildiği o sahneyi izleyen izleyicilerin takdirine bırakılmıştır.

Makyajların kalitesizliğine, sanat yönetiminin “Nasılsa kimse fark etmez” diyerek geçiştirdiği koca bebeği cenin gibi gösterme çabalarına, bazı sahnelerdeki kötü performanslara rağmen yönetmenin filmografisine bakıldığında filmin, İşaretliler: Kurban (2023)’dan sonra en iyi filmi olduğunu söyleyebilmek de mümkün. Ancak genel tabloya baktığımızda pek çok farklı (ve oldukça iyi) yerli korku filminden neredeyse birebire yakın sahneleri gördüğümüz, hatta girişinde kullanılan sahte gazete kupüründe Helak: Kayıp Köy (2015) filminden bir sahnenin fotoğraf olarak doğrudan kullanılmasıyla etik çerçevenin de sınırlarını zorlayan; anlattığı hikâyenin bir – iki özgün noktası hariç Türk korku sinemasına herhangi bir yenilik katmayan bir yapım olduğunu söylememiz gerekiyor. Fakat bu noktada, özellikle Helak: Kayıp Köy (2015) filminden bir sahneyi fotoğraf olarak da olsa kullandıkları için üzülmelerine gerek yok. Zira o filmin yönetmeni Özgür Bakar, aradan yıllar geçtikten sonra başka bir filminin afişini birebir ‘kopyalayan’ yapımcıyla ortak iş yapmıştı. Hatta bu bilgi, seriye dönüştürüleceği şeklinde bir final yapılan bu filmin ikincisi için güzel bir müjdeye bile dönüşebilir…

Sonuç olarak Muamma: Cenin-i Cin; yönetmenin filmografisine nispeten iyi bir film olarak eklense de yerli korku sinemasında ortalamanın da altında kalan bir film olmaktan öteye geçemiyor.