14 Haziran 2026
iki-yuzlu-banner

“Not So Funny…”

EMN Yapım yapımcılığında çekilen İki Yüzlü filminin yönetmen koltuğunda Deney (2020), Kitab-ı Cin (2021), Semur 3: Kıyamet-i Cin (2022) gibi filmlerin görüntü yönetmenliğini; İşaretliler: Kurban (2023) filminin ise yönetmenliğini yapmış olan Bülent Terzioğlu oturuyor. Senaryosunu Murat Güleç’in kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Volkan Yılmaz üstlemiş. Müzikleri Gökçe Kuran imzası taşıyan filmin oyuncu kadrosunda ise Gökçe Özyol, Aslıhan Karalar, Levent Sülün, Betül Dinçer, Zeynep Urhan, Eray Hançar, Selçuk İlktürk, Nazım Hançar gibi isimler bulunuyor.

Melisa, erkek arkadaşı Sarp’ı ailesiyle tanıştırır. Davet üzerine eve gelen Sarp zekâsı, bilgisi ve davranışlarıyla kısa süre içinde ailenin gönlünde taht kurar ve karakterinin altına gizlediği kişiliğini ortaya çıkararak aileye kâbus yaşatmaya başlar. Ailenin kurtulması için bir mucize gerekmektedir. O mucize ise, hasta olduğu için evin üst katında yatağında bulunan küçük hasta, Toprak’tır.

Öncelikle hem filmin adının hem de basına dağıtılmış bu film konusunun dev bir spoiler içerdiğini belirtmek gerekiyor. Çekimler fena olmasa da Gökçe Özyol’un bazı sahnelerdeki iyi performansı dışında tüm oyuncuların vasatın altında oldukları rahatlıkla söylenebilir. Senaryodaki diyaloglar o kadar kötü ki, abla kardeşin ilk sahnesinde durumun vahameti ortaya dökülüyor. Diğer oyuncuların performanslarının bu denli düşük olması da haliyle Özyol’un az sayıdaki çabasının da önünü tıkıyor. Karakterlerle özdeşleşim kurmaya olanak sağlamayan performanslar nedeniyle yapım, izleyici açısından akmayan bir filme dönüşüyor.

Mekân tasarımı ve sanat yönetiminin de başarısız olduğu filmde, Levent Sülün’ün canlandırdığı Melisa’nın babası Kuzey’in çalışma odası içler acısı. Burjuvazinin ihtişamını veremedikleri çalışma odasındaki kütüphanede bulunan az sayıdaki kitapların klasiklerin yanından bile geçmeyecek popüler kitaplardan oluşması, oda dedikleri yerin yalnızca merdivenlerle inilen kapısız bir yer olması ise cabası. Üstelik ünlü tabloların her yerde satılan kopyalarının asılmış olduğu bu çalışma odasında bir tane dahi imzalı orijinal bir resim dahi bulunmazken, bu replikaların önünde sanat muhabbeti yapılması da içler acısı bir durum oluşturuyor.

Hikâyeyi uzatmak amacıyla yapılan her hamlenin göze battığı filmde, karakterlerin bire karşı üç kişi olmalarına, ayaklarında topuklu ayakkabı olmasına ya da tek elleri bağlı halde birçok kesici alete erişebilecek konumda olmalarına rağmen hiçbir şey yapmaksızın sadece küfrederek adeta tecavüz edilme sıralarını beklemeleri de izleyicinin zamanla esnemeye başlamasına neden oluyor.

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin Funny Games (1997) filminden etkilenerek “Hadi bunu biraz değiştirelim”den hareketle amaçsız bir şiddet çekmeye çalıştıkları; burjuva ve entellektüelliğin dahi insanın içindeki şiddetin önüne geçemediği; her şeyi deneyen insanların artık kendilerine keyif verecek bir şey bulamamaları gibi sorunsalları temeline almaya çalışsa da kötü bir uyarlama olmaktan öteye geçemiyor.

Sonuç olarak İki Yüzlü; çekimleriyle ve intikam öyküsü anlatmama tercihiyle yerli gerilimlerden ayrılırken, diğer teknik yönlerdeki aksaklıkları nedeniyle sınıfta kalmaktan kurtulamıyor.