25 Nisan 2026
seyatin-i-cin-banner

Kurguya Kurban Verilenlerde Bu Hafta…”

Boduroğlu Yapım yapımcılığında çekilen Şeyatin-i Cin filminin yönetmen koltuğunda Erkan Demir oturuyor. Senaryosunu Bülent Çelik’in kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Ecinni (2018), Jinna: Karabasan (2019), Semur 2: Cinlerin Büyüsü (2020), Enna: Kara Büyü (2021), Alem-i Cin 3: Salgın (2022), Maric (2022), Rahha (2022), 3. Gece Habis (2024), Harruk (2024), Velhan (2024), Amir (2024), Dabba (2024), Yahuda (2025), Zeccac (2024)  gibi yapımların görüntü yönetmenliğini; Mîrcîn (2019), Kahran (2022) ve Babil-i Cin (2022)’in ise yönetmenliğini yapmış olan Ahmet Yaşar Gümüş’ün üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Maric (2022) ve Haris (2022)’den anımsayacağımız Bülent Çelik’in yanı sıra Asuman Gülengül, Burcu Kızılay, Hüseyin Taş, Şeyda Cevahirlioğlu, Hakan Alagöz, Seçil Özçakmak, Yaren Tetik, Tuana Tetik, Ufuk Başar Can gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu bir ailenin başından geçen tuhaf olaylar oluşturuyor. Halil ve Gökçe evli bir çifttir. Oyuncu ajansı işleten çiftin iki tane kız çocuğu vardır. Bir anda başlayan tuhaf olaylar psikolojilerini çok etkiler ve çocukları bayramda ailelerine bırakarak en yakın arkadaşları olan Sinem’in Sapanca’daki yazlığına kafa dinlemeye giderler. Ancak olaylar burada daha da büyümeye başlar. Musallat nefes kadar yakınlaşırken gizli gerçekler ortaya çıkacaktır. Ölüm ise kapıdadır.

Filmin, arkadaşlarının yazlığı olarak lanse edilen otelde çekilen Halil ile Gökçe karakterlerinin aralarında konuştukları sahnelerde kullanılan mavi renk düzenlemeleri izleyicilerin gözlerini hayli yoruyor olsa da çekimleri genel olarak orta halli şeklinde değerlendirilebilir. Başlangıcında öğretmenlerin ülkemizdeki durumları, anne ve babaların çocuklarına zaman ayırmaları ve onlarla yeterince ilgilenmeleri gerektiği gibi konularda toplumsal mesajlar vererek artı puanları hanesine yazdırmayı başarıyor. Ancak şehirden Sapanca’daki villaya geçildiğinde filmin gidişatı bozulmaya, diyalog ve mizansenlerde sorunlar baş göstermeye başlıyor.

Şeyda Cevahirlioğlu dışındaki oyuncuların performansları çoğunlukla yetersiz kalıyor. Büyü (2004) filminden beri belki de yüzlerce kez karşımıza çıkan aynı hikâyenin üzerine yeni bir şey konulmaksızın karşımıza çıkması ve daha karakterleri tanıma aşamasındayken verilen sekanslarda kötünün kim olduğunun bariz şekilde anlaşılmasına yetecek kadar da klişelerden oluşturulmuş.

En büyük sorun ise tüm bunlardan bağımsız olarak kurgu konusunda karşımıza çıkıyor. Özellikle filmin ikinci yarısında ve finale doğru ilerlerken bazı sahneler arasında izleyicilerin “Buraya nasıl geldik?” demelerine neden olacak kopukluklar baş gösteriyor. Muhtemelen çekilmiş ve aslında gerekli olan bazı sahneler beğenilmeyerek kurgu sırasında atılmış. Ancak bu sahnelerin atılması da devamlılık sorunlarına neden olmuş. Finali bağlayamadıklarını fark ettiklerinde ise yine muhtemelen sonradan bir sahne çekerek filme ekleme yapmışlar ancak bu ek sahnenin konulması da filmin finalinin havada kalmasının önüne geçememiş.

Sonuç olarak Şeyatin-i Cin; olay örgüsüne 2004 yılından beri fazlasıyla hâkim olduğumuz bir hikâyeyi anlatan, kurgu sorunları ve oyuncuların performansları nedeniyle çok da başarılı olmayı başaramayan bir film olmaktan öteye gidemiyor.