“Cinnet Var, Hüddam Nerede?”
Hayal Sanat ile Vagon Film ortak yapımcılığında çekilen Hüddam 6: Cinnet’in yönetmen ve senarist koltuklarında serinin diğer filmlerinde de olduğu gibi Utku Uçar oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Cem Balaban’ın üstlendiği, müzikleri de yönetmen Uçar tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Eser Ağçalı, Zişan Özlem Akçalı, Oğuzhan Özden, Ali Kemal Aydın gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu yaşadığı travmadan sonra öğretmenlik mesleğinden uzaklaştırılan Orhan’ın, kullandığı ilaçları bırakmasıyla gerçekle bağını kaybetmesi oluşturuyor. Geçirdiği travmadan sonra öğretmenlikten uzaklaştırılan Orhan, eşi Elif ve kayınbiraderi Oğuz’un gözetimi altında yaşamaya başlar. Kullandığı ilaçları bırakan Orhan, neyin hayal, neyin gerçek olduğunu ayırt edemez hale gelir. Orhan sonunda anlar ki; savaş verdiği varlıklar dışarıda değil, zihninin içindedir. Ve onun için kurtuluş, hatırlamadığı bir günahla yüzleşmekten geçecektir.
Hüddam (2015) filminde atalarından gelen bir laneti çözmeye çalışan bir anne ile oğlunun yaşadıkları; Hüddam 2 (2019)’da öz yeğeni tarafından tecavüze uğradıktan sonra hamile kalan bedensel ve zihinsel engelli bir kadının intikam alma hikâyesi; serinin dört yıl sonra gelen yeni halkası olan Hüddam 3: Lamia (2023)’de yıllar önce hizmetkarı Lamia ile yanlış bir anlaşma yapan Davut’un anlaşmayı bozmak için kendi canına kıymasıyla başlayan olaylar zinciri; Hüddam 4: Ahmer (2024)’te uzun süredir istemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan Erdem ve Gonca çiftinin bir hocaya danıştıktan sonra yaşadıkları olaylar; Hüddam 5: Zuhur (2025)’te ise hayatında bir değişiklik yapmak için şehir dışında yaşayan yatalak bir hastanın bakımını üstlenen Fatma’nın başından geçenler anlatılmıştı.
Sürreal bir atmosfer yaratma çabasını fazlasıyla hissettiren ancak izleyicileri hayal ile gerçeklik arasında bırakmaktan ziyade inandırıcılıktan uzak bir yapaylıkla karşı karşıya bırakan filmde bir açıda çay bardağı tam dolu iken diğer açıda bardaktaki çayın içilmemesine rağmen azalmış olması ve tekrar eski plana geçildiğinde bardağın yeniden dolu olması gibi devamlılık hataları da barındırıyor.
Serinin diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de sinematografisi oldukça başarılı ancak aynı durumu oyuncuların performansları için söylemek mümkün olmuyor. Ömer karakterini canlandıran Ali Kemal Aydın dışında (ki izleyicilerle çok az sahnede buluşabiliyor) oyuncuların inandırıcı ve gerçekçi performans sergilediklerini söylemek mümkün olmuyor. Serinin önceki filmlerinde de yer almış olan ve bu filmde de başrolde yer alan Eser Ağçalı’nın performansı çok yüksek perdeden ve tiyatral ilerleyerek izleyicilere oldukça yapay gelecek bir noktada seyrediyor. Haliyle de izleyici gerçeklik ile hayal arasında gidip gelme şansı bulmak yerine filme yabancılaşmak durumunda kalıyor.
Filmin ilk dakikalarından itibaren neyin ne olduğunu rahat bir şekilde anlamakla birlikte sadece “neden”leri merak ettiğiniz için izlemenizi sağlasa da çekiştirilerek uzatılmış hissinden kopmak mümkün olmuyor. Korku sahneleri daha önceki filmlerde karşılaştığımız klişelerden oluşmakla birlikte yaratıcılık da içermiyor. Son yıllarda yerli korkuların afişlerinde karşılaştığımız görselin filmin konusuyla ilgili olmaması da ayrı bir handikap olarak karşımıza çıkıyor. Seriye adını veren hüddama dair herhangi bir karakter ya da unsurun filmde yer almadığını da ayrıca belirtmek gerekiyor.
Bütün bunlara ek olarak filmin adındaki Cinnet, Stanley Kubrick’in Stephen King’in romanından uyarlayarak sinemaya aktardığı The Shining (1980)’den layıkıyla esinlenmek yerine Whisper Club adlı barın bulunduğu sahneleriyle adeta onu düşük bütçe ile kopyalamaya çalışıyor. Siyah tüller içerisindeki yaşlı kadın görüntüsü ise korkutucu ve başarılı olsa da hikâyede herhangi bir bağlama hizmet etmeyen, yalnızca araya sıkıştırılmış başka bir yabancı filmden (Insidious (2010)) kopya olmaktan öteye gidemiyor.
Sonuç olarak Hüddam 6: Cinnet; içerisinde cinnet barındırsa da hüddam barındırmayan, kısa metraj bir film olması gerekirken sinematografik çekimler ve gereksiz sahnelerle çekiştirilerek uzatılmış sınıfta kalan yerli yapımlara bir yenisi olarak eklenmekten kurtulamıyor.
