“Herkesin Beklediği Sultan Köroğlu Kılıç’a Bu Filmde Ulaşılamıyor…”
Zebra Production yapımcılığında çekilen Cahîm 2’nin yönetmen koltuğunda Yudi: Yedikonuk Cinleri (2022)’nin iki yönetmeninden biri olan, sonrasında ise Cahîm (2025)’i çekmiş olan Doğukan Mısır oturuyor. Serinin ilk filminde olduğu gibi bu filmin de senaryosunu Doğukan Mısır kaleme almış. Görüntü yönetmenliğini Emre Özel’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Ali Murat Özgen, Irmak Şeker, Salih Bayraktar, Ayla Kaymak, Nizamettin Özkaya, Sultan Köroğlu Kılıç gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu Mustafa Faruk Akad ile Nihat Karahan’ın yaşadıkları doğaüstü bir vaka oluşturuyor. Defne’nin on sekizinci yaşından sonraki tuhaf davranışları ve ailede görülmemiş derecede garip semptomlar görülmesi sonrasında annesi Kader kızının iyileşmesi için nörolog Nihat Karahan’a ulaşır. Nihat Karahan bu vakanın tahmin edilenden daha karanlık ve derin olduğunun farkındadır. Havas ilmi üzerinde ileri derecede bilgi sahibi olan geçmişte de tanıdığı Mustafa Faruk Akad’ın yanına gelerek ondan destek ister. İkisi beraber ailenin evinin bulunduğu Safranbolu’ya giderler. Tüm araştırmalarını kamera kaydına alan Nihat Karahan, yıllar önce yaşanan bu korkunç olayı ve tüm kötülükleri gözler önüne serecektir.
Bu konu Türk korku sineması sinefillerine tanıdık geldi mi? Gelmiş olmalı.
Hatırlamayanlar için şöyle yazsak: Evlilik hazırlıkları yapmakta olan Kübra, kına gecesinde cinlerin saldırısına uğrar ve bedeni tanımlanmayan varlıklar tarafından ele geçirilir. Başına gelen bu esrarengiz olay yaşadığı köy Kıbledere için yeni bir şey değildir. Bu gizemli köy geçmişte define arama olayları sırasında lanetli bir olay yaşamış ve bu lanet adeta üzerine yapışmıştır. Kübra’yı tedavi etmek için yola çıkan Ebru isimli bir psikiyatrist aynı zamanda Kübra’nın eski bir arkadaşıdır. Psikiyatrist Ebru, bu tür vakalarda halkın ilk olarak başvurduğu cin çıkaran hocalardan biriyle birlikte çalışacak; Cinci Faruk Akat olarak tanınan bu adamın cin çıkarma seansı sırasında genç kıza yaptıklarını kayıt altına alıp inceleyecektir. Böylece din ve bilimsel çözümler karşı karşıya gelecektir. Başlarda her şey yolunda gitse de köyün geçmişinde yaşanan olayların laneti herkesin yakasına yapışacaktır.
Evet bu konu Hasan Karacadağ’ın 2013 yılında çektiği, gösterime girmiş olan Dabbe 4: Cin Çarpması (2013)’nın konusu. Üstelik Faruk Akad’ı bu filmde de Ali Murat Özgen canlandırmıştı. Daha önce Zir-i Cin 2 (2023) ile kopyalanmış olan filmin böylelikle nur topu gibi bir kopyası daha oldu.
Çekimleri, mekân tasarımı, sanat yönetimi, renk düzenlemesi gibi teknik unsurlar başarılı olsa da bu haliyle film ciddi bir etik ve ahlaki sorun oluşturuyor. Hollywood’dan İngiliz Sineması’na değin birçok ülke sinemasında yeniden yapım ya da uyarlama görmemiz mümkün. Ancak bu yeniden yapım ya da uyarlamalarda mutlaka uyarlandığı yapımın adının geçirilmesine, eğer telif hakları düşmemiş durumdaysa telif haklarının sahibiyle anlaşma yapılarak ve bu da filmin künyesine yazılarak yapılmaktadır. Ancak ülkemizde maalesef eserlere ait telif haklarıyla ilgili ciddi sıkıntılar bulunuyor.
Çekimler ve kadraj seçimleri iyi çünkü yapım ekibinin elinde nasıl açılar ayarlanması gerektiğine dair bir yol haritası bulunuyor. Filmin mekân tasarımı ve sanat yönetimi başarılı çünkü daha önce bahsi geçen filme benzer bir mekân ayarlanmış hatta bu mekânın o bölgede bulunan butik bir otel olduğunu tahmin etmek dahi mümkün. Zira ev içerisindeki her bir obje adeta bir müzedeki teşhir ürünleri gibi yerleştirilmiş. Bu da mekânın hali hazırda bu şekilde olduğunu bizlere rahatlıkla gösteriyor. Hatta filmde görülen büyü nesneleri de bahsi geçen öncül filmdekine benzer şekilde ayarlanmış. Filmin olay örgüsü yeniden yapım ya da uyarlamalarda olduğu gibi bazı kısımlar değiştirilmek suretiyle aynı bırakılmış. Yine din ile bilim çatışması bu kez psikiyatrist yerine nörolog ile havas alimi arasında geçerken, önceki filmi bildiğinizde kötü çıkacak karakteri de tahmin etmek zor olmuyor. Üstelik yerli korku ve gerilim filmlerinin olmazsa olmazı haline gelen kötü karakter çıkacak oyuncunun nazik ve iyi biri taklidi yapamaması ekolü de bozulmuyor. Tabii orijinal filmin found footage havası da bu kez psikiyatrist Ebru yerine nörolog Nihat’ın kameralara almasıyla yakalanmaya çalışılıyor ancak ilk found footage sahnede “rec” yazısının yanı sıra dakika ve saat ibareleri yer alırken sonraki bu türdeki sahnelerde yalnızca “rec” yazısıyla yetiniliyor.
Mustafa Faruk Akat karakterini canlandıran Ali Murat Özgen’in serinin önceki filmine nazaran daha gerçekçi bir performans sergilediğini söylemek mümkün olsa da senaryoyu evirip çevirmeye çalışırken birçok mantık hatası ve tutarsızlığın da peşlerine düştüğünü söylemek gerekiyor.
Ahlaki ve etik sorunların bir sonraki ayağı ise filmin pazarlama ve reklamlarında kullandığı, filme ait fragman thumbnaillerinde görülen ve yine yönetmen Hasan Karacadağ tarafından Dabbe: Zehr-i Cin (2014) filmiyle sinemada canlandırılması sonrası kültleşen Bitlisli Belkıs karakterine hayat veren Sultan Köroğlu Kılıç’ın da bu kültleşen görüntüsüyle yer alması. Kötü bir büyücü olan Bitlisli Belkıs ile Cinci Faruk Akat Hoca’nın düellosunun izleneceği vibe’ı verse de herkes için üzücü olacak bir haber vermek zorundayım; Sultan Köroğlu Kılıç yani nam-ı diğer Bitlisli Belkıs fragmanda görülen o 40 saniyelik görüntüsü dışında filmde yer almıyor. Bu sahne de izleyicilerin sonraki filme bilet almalarını sağlamak amacıyla finale yerleştirilmiş durumda. Üstelik daha da vahimi birkaç hafta sonra, 3 Nisan 2026 tarihinde, Kıble: Bitlisli Belkıs adıyla da yönetmen Doğukan Mısır’ın Yudi: Yedikonuk Cinleri (2022)’nde beraber çalıştığı diğer yönetmen olan Mert Uzunmehmet’in filmi gösterime giriyor.
Sonuç olarak Cahîm 2; her ne kadar başka bir ad ve başka bir seri gibi görünse de ilk filminden itibaren başka bir yönetmenin kült karakterini ve olay örgüsünü kullanarak ilerleyen, yerli korku sinemasına yenilik katmayan etik ve ahlaki sorunları olan bir film olmaktan öteye geçemiyor.
