28 Ağustos 2026
alem-i-cin-azap-5-banner

“Sefa Dersem Çık, Zengin Dersem Çıkma…”

İlk olarak BMS Film ile Film Fabrikası ortak yapımcılığında çekildiği duyurulan yapımın 26 Ocak 2023 olarak açıklanan gösterim tarihi önce belirsiz bir tarihe ertelenmişti. Ardından ise yapım şirketleri değişmiş ve sadece FCA Film yapımcılığında 8 Mart 2024 tarihinde gösterime gireceği duyurulmuş ve ardından tekrar belirsiz tarihe ertelenmişti. Yapımın yönetmeni Uğur Kaplan olarak duyurulmuş ancak sonrasında yönetmen Ahmet Arslan olarak güncellenmişti. Benzer bir isim değişikliği de filmin adında olmuş, ilk olarak  Alem-i Cin 5 şeklinde açıklanan isim sonrasında Alem-i Cin 5: Azap olarak güncellenmişti. Son haliyle FCA yapımcılığında çekildiği açıklanan Alem-i Cin 5: Azap’ın yönetmen koltuğunda Mihrez 2: Cin Padişahı (2022) ve Alem-i Cin 4 (2023) adlı yapımların da yönetmenliğini yapmış olan Ahmet Arslan oturuyor. Senaryosunu da Arslan’ın kaleme aldığı yapımın görüntü yönetmenliğini Mert Dönmez üstlenmiş. Müzikleri Zafer Günen tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Özcan Varaylı, Merve Özel, Levent Çakır, Neslihan Öcebe, Atakan Ülker, Atakan Ülker, Çağatay Şık, Nejdet Kökeş gibi isimler bulunuyor.

Yapımın konusunu babasının ölümünün ardından yıllardır gitmediği köyüne dönen genç bir kadının yaşadıkları oluşturuyor. İstanbul’da yaşayan Aslı yıllardır görüşmediği babasının ölüm haberini alması üzerine 20 yıldır görmediği köyüne dönmek ve engelli kardeşiyle ilgilenmek zorunda kalır. İlk fırsatta İstanbul’a dönmenin planını yapsa da babasının ölümünün ardında tüm köylünün sakladığı büyük bir günahın olduğunu anlayınca köye çöken cinlerin laneti ve köy halkıyla mücadele etmeye karar verir.

Çekimleri orta halli olan yapımın öncelikle etik açıdan sorunlu olan kısımlarıyla başlamak gerekiyor ki yapım da hali hazırda bu sorunla başlıyor. Yerli korku filmlerinin sıkı takipçilerinin, daha yapımın jeneriği öncesindeki sahnede Sefa Zengin’in psikiyatrist rolünde Merve Özel’in canlandırdığı Aslı ile yaptığı konuşmayı izlerken; “Bu odayı ve bu duman efektini bir yerlerden hatırlıyorum” demeye başlayıp bunu kafalarında bir kenara not olarak eklemeleri mümkün. Sonrasında bu sıkı takipçiler için başlangıç ve bitiş jeneriklerinde ise Sefa Zengin’in adını görmediklerinde taşlar yerine yavaş yavaş oturmaya başlayacaktır. Yapım bitip de ya bu Merve Özel ile Sefa Zengin bir filmde oynamışlar mı diye IMDB’ye baktıklarında karşılarına Alem-i Cin 4 (2023) çıkacak ve yapımı hatırlamak adına fragmanını açtıklarında ise Sefa Zengin ile Merve Özel’in bu sahnesi ile karşılaşacak ve bu sahnelerin aslında önceki yapımdan birebir alındıklarını, bu durumdan Sefa Zengin’in bile muhtemelen haberi olmadığını ve bu nedenle de ismini jeneriklere ya da afişlere iliştirmediklerini anlayacaklardır. Öyle ya, bir korku yapımı Sefa Zengin gibi bir oyuncuyu oynattıysa neden afişe ve jeneriğe ismini yazmasın ki?

20 yıldır gelmediği babasının evini bulamayan Aslı karakteri, karanlıkta rafları devirip dokunarak duvar bulmaya çalışırken; aynı sahnenin devamında yastık ve yorganların yerinin neresi olduğunu bilerek aynı karanlıkta eliyle koymuş gibi bulup yatabilen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Gece yarısı kapısına gelen biri olduğunda polisi arayıp “Köyün meydanındaki büyük ev” olarak tarif edebildiği evini bulamamış olan Aslı’nın, köye ilk geldiğinde köy meydanını bulamamış olduğunu düşünmek istiyoruz. Bu yapımı izleyebilecek olanlar yazıdan lütfen hemen şu an ayrılsın çünkü spoiler’a geçmeden bu mantık hatasına değinmem olanaksız olacak. Babasının hastalığı için gelmiş olan Aslı’nın babası aynı gece intihar ettikten sonra köyün tekrar lanetlendiği söylense de, Aslı köye geldiğinde lanetin çoktan başlamış olması da ne kadar özenle (!) hikâye örüntüsü kurulduğunu da gözler önüne seriyor. Yine yapımda yer alan kızıl saçlı ve makyajlı köylü kızımızın aslında öyküde hiçbir katkısının bulunmaması, felçli olan kardeşinin de lanet nedeniyle Aslı gibi kurban edilmesi gerekirken baltayla öldürülmesi de içler acısı bir senaryo ile karşı karşıya olduğumuzu yüzümüze tekrar bir tokat gibi vuruyor. Üstelik Aslı’nın arabasız gittiği Muhtar’a elinde arabasının anahtarıyla gidip hem arabanın anahtarını hem de cep telefonunu orada bırakarak eve dönmesi, eve dönünce ise neden olduğunu anlayamadığımız bir hiddet içerisinde evdeki bir sandığı karıştırıp orada bulduğu arkası bembeyaz A4 kâğıdı zeminiyle parıldamasına rağmen bize gazeteden kesilmiş haberlermiş gibi yedirilmeye çalışılan kâğıtlar da cabası. Hatta koz arttırayım; ilk haberler Atatürk’ün ölümüne dair gazete haberleriyken, onun hemen altından lanetli köy haberlerine dair kupüre denk gelinmesi ile köy kahvesinde ve muhtarın odasında asılı olan Atatürk portrelerinin alakasının olup olmadığı da tam bir muamma olarak kalıyor…

Sonuç olarak Alem-i Cin 5: Azap; sanat yönetiminden oyunculuğa, senaryodan ışığa değin birçok sorunu bulunan ama bu teknik sorunlardan ziyade başka bir yapıma ait sahnelerin kullanılması ve o oyuncunun adının künyede dahi yer almaması gibi etik sorunlar da içeren, gösterime girmemesi gereken bir yapım.