“Bir İleri İki Geri…”
Apollon Film yapımcılığında çekilen MAKKA: Cinn-i Azap filminin yönetmen koltuğunda Azubel (2021) filminde yapımcı ve oyuncu olarak karşımıza çıkan, Hüddam’ın Soyu: Marid Cinleri (2022), Yudi: Yedikonuk Cinleri (2022) ve Zuhur: Cinn-i Ayin (2023) filmlerinin ise yönetmenliğini yapmış olan Mert Uzunmehmet oturuyor. Senaryosunu Tarık Çiçek’in kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Turgay Özdemir üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosunda ise Oğuzhan Mengübeti, Yağmur Körpe, Raziye Tokgöz, Beray Naz Akyıldız, Hakan Susuz, Seza İstanbullu, Mete Gözen, Coşkun Yarpınar gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu inancının gücünden emin olmayan 12 yaşındaki Leyla’nın, cin çağırma ve kara büyü ritüellerinde kullanılan objeler ile temas etmesi sonucunda gelişen olaylar oluşturuyor.
Çekimleri ve ışık kullanımı birçok yerli amatör yapıma nazaran iyi olan filmin oyuncularının performansları ise vasatın altında kalıyor. Üç kız kardeşe odaklanan hikâyedeki bu kadınların kişilikleri ve karanter yapıları derinleştirilemediği, yer yer afrorizmaya benzer diyaloglarla ilerledikleri için izleyiciler açısından gerçekçiliklerini yitiriyorlar ve özdeşleşim kurulma şansı da yok oluyor. Ses kurgusunda da aksaklıklar olan filmin bazı sahnelerinde ses düşük kalırken bazı sahneler de yükseliyor. Yönetmenin Yudi: Yedikonuk Cinleri (2022) filminde de karşımıza çıkan ses-görüntü senkron sorunu bu filmde de karşımıza çıkıyor.
Yönetmenin bir önceki filmi olan Zuhur: Cinn-i Ayin (2023)’deki sanat yönetimini bu filmde bulmak mümkün olmuyor. Lanetli objelerin yer aldığı oda için “Eh…” denilebilse de, bahsi geçen odanın kapısında koruyucu olan hamsanın yanında orayı dolu gösterme çabası dışında hiçbir anlam ifade etmeyen porselen bir venedik maskesinin asılı olması da bir önceki filme göre sanat yönetiminin geriye gittiğinin en etkili kanıtlarından biri olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Odadan hiçbir şeyin çıkarılmaması gerektiğine dair hem babalarının hem de kız kardeşlerinin birbirilerine birer sahne önce söyledikleri repliklere rağmen odadan mütemadiyen eşyaların çıkarılması gibi mantık hataları da izleyicilerin karşısına çıkıyor. Sürekli evin içerisinde ve girilmemesi gereken odada gezinen karakterlerle ilerleyen film hem izleyiciyi içine çekemiyor hem de akmıyor.
Filmin temasına bakıldığında yine yönetmenin bir önceki filmi olan Zuhur: Cinn-i Ayin (2023)’e benzer şekilde lanetli nesneler olan bir antikacının evi üzerinden ilerlendiğini fark etmek mümkün. Filmin içerisinde yönetmenin ilk filmi olan Hüddam’ın Soyu: Marid Cinleri (2022)’ne de atıf bulunuyor.
Sonuç olarak MAKKA: Cinn-i Azap; aceleyle gösterime girdiği hissi uyandıran, hem mantık hataları hem de teknik sorunlar içeren başarısız bir film olmaktan öteye gidemiyor.
