“Soğuk Savaş Gölgesinde Gerilim…”
Pandemi döneminde Orta Batı’da çekilen ilk SAG filmi olan ve senaryosu Covid-19 enfeksiyonu riskini azaltmak amacıyla daha fazla dış sahne içerecek şekilde değiştirilen Terror Trips, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Kâbusa Yolculuk filminin yönetmen ve senarist koltuğunda ilk uzun metrajıyla Jeff Seemann oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Chance Madison’ın üstlendiği filmin müzikleri Ashley Worhol imzası taşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Hannah Fierman, Damian Maffei, Abigail Esmena, Chaney Morrow, L.C. Holt, Anita S Martin, Kate Kiddo, Ashton Rogers gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu altı arkadaşın ünlü korku filmlerinin çekildiği yerlere tur düzenlemeye karar vermeleri ve kurgusal sandıkları korkunç olayların gerçeğe dönüştüğü noktada ise işlerin sarpa sarması oluşturuyor. Korku filmlerini seven Dan kendisine George adında bir ortak bularak bir iş kurar. İsteyenleri kült korku filmlerinin çekildikleri mekânlara götürerek orada film izleyecekleri ve eğlenecekleri birer gece geçirtmeye kurulu olan bu işi, zaman içerisinde Amerika’dan Avrupa’ya da taşımaya karar verirler. İzlediklerinde hepsini etkileyen Black Volga isimli filmi de bu korku yolculuklarına dahil etmeye karar veren Dan ile George, arkadaşlarını da alarak Avrupa’daki bu bölgeyi rotalarına ekleyip ekleyemeyeceklerini görmek isterler. Ancak bir arkadaşlarının kaybolmasıyla işler sarpa sarmaya başlayacaktır.
Çekimleri orta halli olan film oldukça düşük bir bütçe ile ancak özenle çekilmiş. Karakterlerin korku sever olmaları ve aralarında korku filmlerine dair göndermeler bulunması oldukça etkileyici. Scream (1999) filminin de bu tür klişelerden ilerlemeyi tercih ettiği düşünüldüğünde yönetmenin ilk uzun metraj için hayli kafa yorduğu hissedilebiliyor. Yine daha önce yalnızca korku filmleri özelinde değil diğer türlere ait filmlerde de karşımıza çıkan ‘film içinde film’ konseptinin de yer aldığı bu yapım için özel olarak çekildiği belli olan; Sovyet karşıtı propaganda alt metinlerini içeren ve KGB ajanlarına yer verilen, 70’ler atmosferini taşıyan film de hayli etkileyici bir hava katmayı başarıyor.
Filmin handikabı bazı sahnelerde oyuncuların performanslarının yer yer inandırıcılıktan çıkması ile Polonyalıların konuşmaları sırasında altyazı bulunmadığı için, biz izleyicilerin de filmdeki karakterler gibi konuşmaları anlayamıyor olmamız. Bu durum bir anlamda karakterlerle özdeşleşmemizi sağlarken ilerleyen bölümlerde bu sahnelerin artması nedeni ile izleyicilerin filmden kopmasına da sebebiyet verebiliyor.
Bağımsız bir yapım olan Terror Trips, ya pandemi sırasında çekilirken senaryosunun dış mekânlara uyarlanmak zorunda kalması ya da pandemi döneminde sağlık açısından yaşanan endişelerin onları etkilemesi nedeniyle oyuncuların performanslarında ara ara düşüşler gözlense de orta halli bir gerilim vaad ediyor.
Fakat ufak bir uyarı yapmakta fayda var: Jenerik akmaya başlar başlamaz salonu terk edenler biri ara biri sonda olmak üzere iki after credits sahneyi kaçıracaktır.
Sonuç olarak Terror Trips; korku severlerin özellikle bazı sahnelerde oldukça keyiflenecekleri, yer yer sektelere uğrasa da gerilimi mümkün olduğunca yüksekte tutmaya çalışan orta halli bir gerilim filmi.
