19 Ekim 2026
kabir-azabi-2-banner

“Sadece Adı Var…”

UFP ile KG Medya Prodüksiyon ortak yapımcılığında çekilen Kabir Azabı 2’nin yönetmen koltuğunda Gen (2006), Üç Harfliler: Marid (2010), İki (2017) ve Kabir Azabı (2018) filmlerinin senaristliğini; Şeytan-ı Racim: İfrit (2015), Üç Harfliler 2: Hablis (2015), Cin Kuyusu (2015),  İlk Seans: NMSM  (2022), İkinci Seans: AEEP (2022) ve Son Seans: MTTH (2022) filmlerinin senaristliğinin yanı sıra yönetmenliğini de yapmış olan Murat Toktamışoğlu oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Toktamışoğlu’nun kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Malik Ejder Şentürk’ün üstlendiği, müzikleri Berk Bekar tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Dilara Duman, Alanur Tipiler, Güray Özcan, Senem Sinem, Osman Fındık, Osman Koyun, Nalan Olcayalp, Fadime Tek, Öykü Kızıl gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu adli antropolog Selim’in, bir ölünün kemiklerini incelemesi için aranmasıyla değişen hayatı oluşturuyor. 12 yaşındaki kızı Sema ve hamile karısı ile mutlu bir hayat sürmekte olan Adli Antropolog Selim’in bir sabah tesadüf eseri bulunan ölü kemikler için aranması ile tüm hayatı değişir. Selim, kızı Sema ile birlikte ormanlık alandaki olay yerine gider. Kemikler ekiplerce toplanır ve Adli Tıp’a getirilir. Kemikler inceleme için hazırlanırken odada yalnız kalan Sema dört adet kemik ve eşyayı alıp çantasına koyarak gizlice eve getirir. Sema gece kemiklere temas ettiğinde, 1509 yılında Kıyamet-i Suğra “Büyük İstanbul Depremi” ile başlayan lanet geri dönecektir.

2018 yılında gösterime giren ve senaryosunda Murat Toktamışoğlu’nun imzası olan Kabir Azabı filminin yönetmen koltuğunda Arkın Aktaç otururken filmin konusunu ise Ozan adlı kibirli ve anlayışsız bir avukatın doğum gününde yaşadığı olaylar oluşturuyordu. Filmin fnalinde ise öldüğünün farkında olmayan Ozan’ın yaşadığı kabuslar ile birlikte aslında kabir azabı çektiği anlaşılıyordu.

Devam filmi özelliği taşımayan, yalnızca adı ile seriyi devam ettiren bu filmde ise kabir azabından ziyade bir lanetin tekrar başlamasına dair bir öykü anlatılıyor. Birkaç hafta önce gösterime giren Kabir Azabı: İnsi ve Cinni (2024) filminin de adında kabir azabı bulunması ancak filmin içerisinde kabir azabına dair herhangi bir unsur bulunmamasına benzer şekilde, bu filmde de kabir azabından ziyade arafta kalmış ruhların musallatı ve psikiyatrik hastalık durumu söz konusu oluyor.

Küçük kızı canlandıran ve filmin yükünü taşıması gereken Sema karakterini canlandıran Alanur Tipiler’in başarısız performansı tüm oyunculara sirayet ediyor ve başarısız oyunculukların yanı sıra kesintili sekanslarla ilerleyen, bir bütünlük teşkil etmeyen adeta skeçlerden oluşan bir akış karşımıza çıkıyor. Çekimler çok kötü olmasa da film finale ulaştığını düşündüğünüz sırada bitmeyerek adeta alternatif sonlardan oluşan bir finaller evresine geçiyor. Arafta kalmış olan ruhların musallat olduğu karakterin neden sorgu meleklerinin soracağına inanılan soruları tekrar ettiğini anlamak ise mümkün değil. Yönetmen Toktamışoğlu’nun psikiyatrist rolüyle, görüntü yönetmeni Malik Ejder Şentürk’ün de cenaze sahnesinde cameo da yaptığı film, flashbackvari şekilde aynı görüntülerin döndürülmesi yöntemine de sıkça başvurduğu için adeta ‘akmıyor’.

Sonuç olarak Kabir Azabı 2; isminin hakkını vermeyen, oyuncuların performanslarının oldukça düşük ve inandırıcılıktan uzak kaldığı, çekimleri orta halli olsa da kısa bir hikâyeyi bütün olası finallerle uzatmaya çalışan başarısız bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.