1 Mayıs 2026
kabir-azabi-insi-ve-cinni-banner

“Bir de Bayılsaydın Necla!”

29 Kasım 2024’te vizyona gireceği duyurulan, yönetmen koltuğunda da ilk filmin senaryosunu yazan Gökhan Murat Toktamışoğlu’nun oturduğu Kabir Azabı 2 filminin vizyon duyurusundan sadece 13 gün sonra, 11 Ekim 2024 gününe vizyon tarihi aldığını duyuran; MRT Film yapımcılığında çekilen Kabir Azabı: İnsi ve Cinni’nin yönetmen koltuğunda Şeytan-ı İns (2019), El-Deccur (2020), Araf 4: Meryem (2020), Alem-i Cin 3: Salgın (2022), Dabbetü’l-Arz: Kıyamet (2023), Hannas 2 (2023) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Gökhan Arı oturuyor. Senaryosunu da Arı’nın kaleme almış olduğu yapımın görüntü yönetmenliğini Muhammet Devecioğlu, müziklerini Fırat Deniz Haznedaroğlu üstlenmiş. Yapımın oyuncu kadrosunda ise Rabia Akgün, Faik Umut Özalp, Ulukan Ağdaş, Mehmet Tekkanat, Irmak Oktay, Hira Erenç gibi isimler bulunuyor.

Yapımın konusunu kocasını kaybeden bir kadının başından geçen olaylar oluşturuyor. Nejla ve Muhsin’in evliliklerinin ilk aylarında mutlu mesut devam eden yaşamları, bir kaza sonucu Muhsin’in ölmesi ile birlikte karanlığa gömülür. Muhsin’den bir türlü vazgeçemeyen Nejla onun tekrar geri dönebileceğine inanır ve bu yolda atacağı her adım başına büyük dertler açacaktır.

Çekimleri orta halli olan yapımdaki oyuncuların performansları oldukça yapay ve gerçekçilikten uzak.  Senaryo adeta Siccîn 3: Cürm-ü Aşk (2016) filminin hikâyesinin düz, şaşırtıcı olmayan şekilde anlatımıyla oluşturulmuş. Karakterler arası diyalogların tutarsız olduğu yapımda birkaç dakika önce kadın karaktere eşini nasıl diriltebileceğini hararetli hararetli anlatan arkadaşının sonraki sahnede arkadaşıyla telefonla konuşurken “Zaten ölenle ölünmüyor boşver” demesi, arkadaşını avda vuran adamın ambulansı aramak yerine arkadaşının karısını araması gibi mantıksız davranışların yanı sıra  eşofman altı giyinikken yalnızca gömleği çıkarmak suretiyle sevişme, otopsi yapılmış olması gereken ölmüş karakterin bedeninde buna dair izlerin bulunmaması gibi mantık hataları ve hatta birkaç dakika önce kalkılmış yatağın bozuk örtüsünün sonraki sahnede düzelmiş olması gibi devamlılık hataları da bulunuyor. Hele eve ilk kez gelmiş olan havas aliminin eliyle koymuş gibi evin içinde ip bulması gibi durumlar da izleyicilerin göz devirmelerine neden oluyor. Filmin girişinde yer alan kabus sahnesinin, final evresinde kadın karakterin “Ben burayı bir yerden tanıyorum” demesi sonrası kesilmeksizin aynı uzunlukta konulması ise cabası.

Bütün bunların ötesinde, yapımda bir kabir azabı unsuru olmadığını da söylemek gerek. Tabii mezarından çıkarılıp zorla diriltilen bir adamın çektiği çileyi kabir azabı olarak nitelendirmedilerse…

Sonuç olarak Kabir Azabı: İnsi ve Cinsi; çalışılmamış senaryosu, çekiştirilerek uzatılan sahneleri ve kötü oyuncu performanslarıyla gösterime girmemesi gereken yapımlara eklenmeyi başarıyor.