“Sigara Sağlıksızdır, O Hâlde Elma Deneyelim…”
BPM Müzik yapımcılığında çekilen Gizlenen’in yönetmen koltuğunu Levent Demirci ile Zerk (2018), Cin Büyüsü (2019) ve Zah-Har “Cin Ahalisi”(2024)’ün yönetmenliği yapan Battal Karslıoğlu paylaşıyorlar. Senaryosunu da Karslıoğlu’nun kaleme aldığı yapımın görüntü yönetmenliğini Kaan Asel üstlenmiş. Yapımın oyuncu kadrosunda ise Arzu Suriçi Kireçci, Murat Deniz, Yağmur Şahin,Ümitcan Kaya, Mustafa Yılmaz, Melek Sezer, Cahit Eftekin, Seren Atcıl gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu yaşadığı sorunlardan uzaklaşmak için gittiği şehir dışındaki evde kendisini beklenmedik olayların içerisinde bulan bir kadının hikâyesi oluşturuyor. Demet, eşinden boşanma aşamasında olan bir kadındır. Zor günler geçiren Demet’in hayatı, yazdığı son kitabının yayından kaldırılmasıyla alt üst olur. Yaşadığı zor günlerin üstesinden gelmeye çalışan Demet, psikoloğunun da tavsiyesi üzerine bir süre şehirden uzakta bir yerde yaşamaya karar verir. Kendisine sessiz, sakin bir yer bulan Demet’in bilmediği şey burada da yalnız olmadığıdır.
Çekimleri iyi olsa da oyuncuların performanslarının oldukça yapay olduğu film, bu haftanın şamanizm esintisi taşıyan ikinci yerli korku yapımı. Biaz: Kara İyenin Laneti’nde gençlerin yeni taşındıkları evde bulmuş oldukları, eski ev sahibinden kalan quija yani cadı tahtası ile oynayarak Orta Asya’da kara büyü ayinleri ve kan dökmesi nedeniyle öldükten sonra arafta kalmış olan Moğol Prensi Biaz’ın dünyaya gelmesine neden olurken; Gizlenen’de ise son zamanlarda hem hayatı hem de mesleki sorunları had safhaya çıkmış olan Demet karakterinin spiritüel psikiyatristinin yaptırdığı hipnoz çalışmalarıyla karşılaştığı Gizlenen adı verilen şamanist bir kadın büyücü bulunuyor. Bahsi geçen diğer filmdeki sanat yönetiminin yani film için yapılan cadı tahtası gibi objelerin yerine son zamanlarda revaçta olan ve çeşitli yerlerde satılan, davullara dahi çizilen Şamanizm göstergesi olan resimlerin çizildiği oldukça yapay şamanist malzemelerine ek olarak daha yeni alındığı belli olan, üzerindeki varaklar parlayan bir aynanın kullanılmış olması özensizliği izleyicilerin gözüne adeta işliyor. Tek karakterin sahneleri üzerinden tasarlandığından fon müziğinin neredeyse her sahnede kullanılmış olması ve bu müziğin de maalesef sahnelerin ruhunu yansıtmaması hatta yer yer aniden kesilip aniden başlaması gibi durumlar da filmin seyir keyfini bozuyor.
Gelelim filmin özgünlüğü kısmına… Her ne kadar şamanistik öğeler üzerinden ilerletilen bir film görüntüsü verilse de sinefillerin izlerken “Ben bunu bir yerden hatırlıyorum” dedikleri bir öyküyle karşı karşıyayız. Hafızamızı biraz zorlayarak bunun 2005 yılında Iain Softley tarafından çekilen ve senaryosu Ehren Kruger’a ait olan The Skeleton Key filminin kötü bir sanat yönetimi ile kötü oyunculuklar eşliğinde çekilmiş bir taklidi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Öyle ki bahsi geçen filmde Caroline karakterinin yer yer etrafı siyah-beyaz gördüğü sahneler bile bu filmde Demet karakteri tarafından siyah-beyaz görülen hayal sekanslarıyla karşımıza çıkıyor. Birçok yerli yapımda karşımıza çıkan ve aslında karakterin anımsayamayacağı detayların da flashback olarak karakterin bir şeyleri hatırladığı sahnelerde verilmesi ise uzatma çabalarından öteye gidememesine neden oluyor. Halefindeki sigara unsurunun yerini elmanın aldığı film, maalesef bu bağlamda özgün bir film olmadığını da izleyicilere gösteriyor.
Sonuç olarak Gizlenen; yurtdışında iyi oyunculuklar ve harikulade sanat yönetimiyle yapılmış bir filmin kötü bir kopyası olmaktan öteye gidemeyen başarısız bir yapım.
