“Garez Ama Kime?”
Hayal Sanat ile Vagon Film ortak yapımcılığında çekilen Garez filminin yönetmen koltuğunda Kalpten Gerdanlık (2019) ve Hüddam 2 (2019) filmlerinde oyuncu olarak karşımıza çıkan Can Beslen oturuyor. Senaryosunu Hüddam (2015), Hüddam 2 (2019), Hüddam 3: Lamia (2023), Hüddam 4: Ahmer (2024) filmlerinin yönetmenliğini ve senaristliğini yapmış olan Utku Uçar’ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Ömer Körbay’ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Can Beslen, Bilgehan Karaca, Zişan Özlem Akçalı, Sonay Topçu, Kadir Yılmaz, Serdar Dünver, Muhammed Çiçek, Oğuzhan Özden gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu bir polis ekibinin gece devriyesindeyken yaşadıkları olaylar oluşturuyor. Gece devriyesinde olan bir polis ekibi, ihbar üzerine uzun zamandır kullanılmayan harabe bir oteli kontrol etmeleri için görevlendirilir. Otelden kadın çığlıklarının duyulması üzerine olay yerine intikal eden ekip, binaya girdiklerinde gördükleri manzara karşısında basit bir olay ile karşı karşıya olmadıklarını anlar. O andan itibaren yaşanan her şey, kesintisiz olarak polis kamerasına kaydedilecektir.
Found footage yani buluntu türünde çekilmiş olan filmin çekimleri iyi olsa da, türe dair özellikleri tam olarak yerine getiremediğini söylemek mümkün. Filmin polis ekiplerinin terk edilmiş bir yere gitmeleri ile başlaması sebebiyle Baskın: Karabasan (2016)’ı andırsa da, hikâyenin yetersiz tasarlanması ve yeterli dozda aksiyona yer verilmemesi nedeniyle film kelimenin tam anlamıyla “akmıyor”. Oyuncuların orta halli performans gösterdiği filmde polislerin normalde yapması gereken hatta filmde de yapacaklarına dair diyaloglara yer verilen ancak yapmadıkları odaların kontrol edilmemesi gibi hususlar, yine benzer yapımlarda karşımıza çıkan aynı repliklerin tekrarlanması veya arabayla ilerlerken tepe lambasının yanması gibi sorunlar izleyicilerin yakasına yapışıyor. Baş komiser karakterinin bu terk edilmiş yerdeki birçok yeri eliyle koymuş gibi bulması gibi durumlara ek olarak öykünün başlangıç noktası olan polislerin kamerasının restaurantta dahi açık olması gibi sorunlar da dikkatli izleyicilerin gözlerinden kaçmayı başaramıyor.
Birçok kilitli oda olmasına rağmen bu kapıların ardını kurcalamayan bu polis karakterlerinin sürekli aynı koridorlarda gidip gelmesinin gerilim ya da korku dozunu yeterince arttıramaması da izleyicilerin finale dek koltukta kalmasını sağlayamayacak gibi görünüyor. Garez de maalesef öyküyle bütünleşen bir isim olmamakla birlikte, 2020 yılında gösterime giren Grudge filminin Türkçe adı olarak seçilmiş olan bu ismin hikâyeyi de yansıtmadığı hâlde seçilmiş olması ayrı bir handikap oluşturuyor.
Sonuç olarak Garez; çekimleri iyi olsa da, başvurduğu alt türün gereksinimlerini tam anlamıyla yerine getirmeyi başaramayan, öyküsündeki boşlukları fazlasıyla dikkat çeken, gerilim ya da korku atmosferini izleyicilere geçirmeyi başaramayan bir film olmaktan öteye geçemiyor.
