24 Haziran 2026
bagman-banner

“Çantalı Öcü…”

Temple Hill Entertainment ile Media Capital Technologies ortak yapımcılığında çekilen Bagman, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Karabasan filminin yönetmen koltuğunda Outcast (2010), The Girl with All the Gifts (2016) gibi filmlerin yanı sıra Hunter (2009), The Deep (2010), Injustice (2011) gibi mini dizilerin de yönetmenliğini yapmış olan Colm McCarthy oturuyor. Senaryosunu John Hulme’un kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Nick Remy Matthews’ın üstlendiği, müzikleri Tim Williams tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Sam Claflin, Antonia Thomas, Caréll Vincent Rhoden, Will Davis, Adelle Leonce, William Hope, Steven Cree, Rosalie Craig gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu çocukluğundan gelen bir tehdit peşine düşen bir babanın, ailesini kurtarmak adına en derindeki korkusuyla çaresizce mücadele etmek zorunda kalması oluşturuyor. Çocukluğunda Bagman’den kıl payı kurtulan Patrick McKee evlenmiş ve bir çocuğu olmuştur. Halen post travmatik stres bozukluğu yaşayan Patrick, büyüdüğü kasabaya ailesiyle birlikte yerleşmeye karar verir. Çocukluğunda karşılaştığı Bagman’e dair anıları canlanan Patrick Bagman’ın başladığı işi bir sonraki nesille bitirmek için geri döneceği konusunda paranoya yaşamaya başlar.

Sinematografisi başarılı olan filmin açılış sahnesi de izleyicileri koltuklarına yapıştırmaya yetiyor. Ancak sonrasında Patrick ve ailesine odaklanmaya başladıkça tempo biraz düşmeye başlıyor. Korku filmlerinin olmazsa olmazı hiç kimsenin inanmadığı bir efsaneye inanan adamın, bunu karısına itiraf edemeyişi ve kendi paranoyasıyla savaşmak zorunda kalmasıyla ilerlemeyi tercih edince düşen bu tempo, maalesef Bagman efsanesine dair bilgileri bir psikiyatristten dinlemek zorunda kalmamızla iyice yerlere iniyor. Bu arada Bagman yani Çanta Adam, uslu ve iyi çocukları çantasına koyarak kaçıran ancak çantasının içine girdikleri anda çürüdükleri için kaybolan çocuklara dair anlatılan bir efsane…

Patrick’in çocukluğunda gitmiş olduğu psikiyatrist Barbara’nın yıllar geçmesine rağmen halen geçmiş dosyaların hepsini, Patrick’in çizmiş olduğu resimleri bile saklamasına mı yanalım yoksa Patrick’le neredeyse aynı yaşlarda görünmesine mi yanalım derken Bagman’e ait masalsı sekanslar başlıyor. Bagman’in çantası, çantasının kapanış şekli ve rahatsız edici gülümsemesi başarılı olsa da maalesef olay örgüsünün o kadar klişe biçimde ilerliyor ki, fragmanda gördüğümüz birkaç sahne için filmin başarılı olduğunu söylemek gittikçe zorlaşıyor.

Başarısız psikiyatrist karakterinin vurguladığı üzere (ki biz izleyiciler olarak neden bir psikiyatristten bu efsaneyi dinliyoruz, bu da ayrı bir muamma) birçok kültürde yer alan bir efsanenin anlatımını içerdiği için farklı bir öykü sunuyor gibi görünse de oyuncuların performanslarının orta halli olması, mantık hataları ve klişelerin yoğunluğu nedeniyle ortalamanın üzerine çıkma fırsatını elinden kaçırıyor. Tipik öcü hikâyelerinden farklı olmadığı için bu türdeki filmlerdeki neredeyse tüm klişelerine tutunarak kendini sağlama almaya çalışması ise maalesef başarısızlığa giden yolunun kısalmasına neden olmuş.

Sonuç olarak Bagman; elindeki şehir efsanesini hoyratça harcayan, fragmanda görülen birkaç korku sahnesi dışında izleyicilere yeni bir hikâye anlatmayı başaramayan orta halli bir korku filmi olmaktan öteye geçemiyor.