“Yarasa da Yaramasa da…”
7.Sanat ile Aras Yapım ortak yapımcılığında Diyarbakır’ın Çüngüç ve Çermiş ilçelerinde 2017 yılında çekilen; ilk adı Değirmen: Şeytanla 24 Saat olarak açıklanan ancak sonrasında Yarasaların İstilası: Değirmen olarak duyurulan, ilk versiyonunda süresi 88 dakika olarak görünse de vizyona 76 dakikayla giren filmin yönetmen ve senarist koltuklarında Gani Rüzgar Şavata oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Selim Özyılmaz’ın üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise yönetmen Şavata’nın yanı sıra Yalçın Dümer, Ercan Koç, Hande Aras, Ahmet Satılmış, Nesrin Vural, Ekin Akkaş, Şehnaz Ağırgül, Sabr-i Elbintal, Ezel Ağaoğlu, Rojzerin Balıkçı, Murat Arslan, Yaşar Şahin, Şahin Bağcı, Neslihan Acar gibi isimler bulunuyor.
Yapımın konusunu yarasaların insanlıktan intikam almak için bir değirmenin olduğu bölgeye musallat olması oluşturuyor. Yaratan, her yarattığı mahluğa, doğanın dengesini koruması için, mutlaka bir görev vermiştir. Bir zamanlar Anadolu’da çekirgeler bölgenin bağ bahçelerine büyük zarar verirler. Görev alan gözleri görmeyen yarasalar, bir gecede çekirgeleri yok ederler. Ancak insanlar, sabah kalktıklarında, bütün hasatlarının yok olduğunu ve ortada yarasaların dolaştığı görürler. İlk akıllarına gelen, zarar ziyanın yarasalar tarafından verildiğidir ve peşin hükümle öfkelenen halk, bölgedeki yarasa mağaralarını ateşe verir, bütün yarasa yavruları telef olur. Efsaneye göre, yarasalar insanoğlundan intikam almak için, köylerde ve su değirmenlerinde, hamile kadınların bebeklerini alırlar. Bölgede yaşayan değirmenci Şato, ihbar ile cezaevine atılır, gazeteci Kaptan, Şato’nun suçsuz olduğuna inanarak, onu aklamak üzere yola çıkar.
Farklı bir hikâye ve korku unsuru kullanmaya çalışılmasına karşın, bunların kötü görsel efektlerle eklenmesi ve yukarıda paylaştığım konu kısmında detaylı biçimde verilen öykünün filmde izleyicilere açık biçimde verilememiş olması bu çabanın sonuçsuz kalmasına neden oluyor. Yapıma girmeden önce konuyu okumadığınız takdirde ne olduğunu, beyaz perdedeki görüntülerde neler yaşandığını anlamak da pek mümkün görünmüyor. Şato tarafından geçmişin anlatılması sırasında fona eklenmiş olan sesin baskınlığı, öyküyü anlamayı olanaksız kılıyor. Üstelik filmin giriş kısmının oldukça sıkıcı ve yavaş akması da filmin sonuna kadar kalabilecek seyircilerin sayısını azaltacak gibi görünüyor.
Yapımın renk düzenlemesi ve çekimleri fena olmasa da diyalogların anlamsızlığı, kurgunun başarısızlığı ve oyuncuların performanslarının vasatın altında olması nedeniyle izleyici için dakikalar adeta akmıyor. Yarasaların kötü görsel efektler ile eklenmiş olduğu yapımda sürekli aforizma vermeye çalışılan diyaloglar, birbirinin ne söylediğini dinlemediklerini belli edercesine verilen anlamsız yanıtlara ek olarak, gündüzün geceye dönmesinin gösterilmesi ve bunun akabinde Şato karakterinin ayaklarındaki zincirlerin kırılarak çözülmesinin hemen sonrasındaki sahnede zincirlerin pırıl pırıl yerinde durması (hatta film sonuna kadar zincirlerin ayağına bağlı olması) ile üstelik gecenin henüz bastırmamış olması gibi kurgu sırasında sahnelerin yanlış yerlere monte edilmesi gibi sorunlar peş peşe sıralanıyor.
Sonuç olarak Yarasaların İstilası: Değirmen; çekildikten sonra uzun zaman boyunca rafta kalmış olan, çekildikten neredeyse 10 yıl sonra gösterime girme şansı bulan ancak bu haliyle de izleyicilere bir film sunamayan, dolayısıyla aslında gösterime girmemesi gereken yapımlar arasına ekleniyor.
