24 Ağustos 2026
vina-banner

“Hayalet Olmaya 7 Kala…”

Endonezya yapımı olan, orijinal adıyla Vina Sebellum 7 Hari, uluslararası adıyla Vina: Before 7 Days, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Vina: Kötü Ruh filminin yönetmen koltuğunda Suzzanna: Burried Alive (2018), Sato Suro (2019), Bloodlust Beauty (2019), Survive (2020), Khanzab (2023), I Know When You Dead: Suicide Village (2023), Siksa Neraka (2023), Munkar (2024) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Anggy Umbara oturuyor. Senaryosunu Dirmawan Hatta ile Bounty Umbara’nın birlikte kaleme aldıkları filmin görüntü yönetmenliğini Dicky R. Maland üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosunda ise Delia Husein, Yusuf Mahardika, Lydia Kandou, Nayla D. Purnama, Gisellma Firmansyah, Pritt Timothy, Fahad Haydra, Septian Dwi Cahyo gibi isimler bulunuyor.

Gerçek olaylardan uyarlanan filmin konusunu kaza yerinde ölü bulunan bir kızın etrafında gelişen olaylar oluşturuyor. Vina okuldan dönerken aniden kaybolur ve kasaba korkunç bir kâbusun içine sürüklenir. Günler geçtikçe Vina’nın ruhunun hâlâ dolaştığına dair ürpertici söylentiler yayılır. Onun kaybolduğu gün kasabada bir şey değişmiştir, bir lanet uyanmıştır. Artık bu kötü ruh ile herkesin tanışma vakti gelmiştir.

Her şeyden önce bu yapımın 2016 yılında Endonezya’yı sarsmış olan bir davanın oldukça şiddet ve vahşet içeren bir film versiyonu olduğunu belirterek başlamak gerekiyor. Özellikle şiddet ve vahşet sahnelerinde gerçekçiliğin ve makyajların hayli rahatsız edici ve gerçekçi olduğunu, bu tür sahneler izleyemeyecek seyircilerin kesinlikle bu filmden uzak durmalarını söylemekte fayda var.

Filmin orijinal adında geçen “7 gün”, ölüme huzur içinde kavuşmayan ruhların huzura erebilmek ve gözlerinin arkada kalmaması için müdahale edilebilecek gün sayısını ifade ediyor. Bu 7 gün içerisinde huzur sağlanamadığı sürece, ruhun yeryüzünde kayıp, intikamcı bir ruh olarak kalacağına inanılıyor.

Bir filmden öte yaşanmış bir olayı özellikle de doğaüstü unsurların yardımıyla çözümlenmiş bir davayı içermesi ve dünyanın hemen hemen her yerinde her dakika yaşanan kadına yönelik şiddetin ve çektirilen acıların izleyicilere geçmesini sağlama konusunda hatta halen bu davada yakalanamamış olan 3 failin yakalanması için polise baskı yapmak adına çekilen bir yapım olduğunu, bu özellikleriyle de herhangi bir film gibi incelenmemesi gerektiğini ayrıca söylemek gerekiyor. Buna rağmen Vina’nın çektiği acıların en yakın arkadaşı ve akrabalarına yansımasına dair kabus sahnelerinin üzerinde özenle düşünülerek görselleştirildiği yani estetik kaygının da yüksek tutulduğu rahatlıkla göze çarpıyor.

Vina’nın hayaletinin makyajı biraz yapay dursa da izleyiciler açısından onları filmin dışına atacak denli rahatsız edici de durmuyor. Oyuncuların performanslarının başarılı olduğu film, jumpscare sahnelerde benzer korku filmlerinden etkilenerek oluşturulmuş sahneler de içeriyor.

Bütün bunların yanı sıra filmin bitiş jeneriği sırasında duyulan, Linda’ya sahip olduğu iddia edilen Vina’nın ruhunun gerçek kayıtlarının dahil edilmesi de gerçekçiliği arttırmakla birlikte izleyicilerin bir filmi değil gerçekten yaşanmış bir olayı izlemiş olduklarını hatırlatarak salondan ayrılmalarını sağlıyor.

Sonuç olarak Vina Sebellum 7 Hari; korkuseverleri tatmin etmekten çok, yaşanmış bir olayı ve kadına yönelik şiddetin altını çizmek, halen bulunmamış faillerin olduğunu hatırlatmak için çekilmiş, şiddet ve vahşet sahnelerini izleyemeyenlerin kesinlikle uzak durması gereken farklı bir yapım.