25 Haziran 2026
vefki-cin-sekar-banner

“Sekar Nedir Bilir Misin?”

GMS Medya yapımcılığında çekilen Vefk-i Cin Sekar’ın yönetmen koltuğunda Cemal Fidan oturuyor. Senaryosunu Gökhan Depmeoğlu’nun kaleme aldığı yapımın görüntü yönetmenliğini Erhan Derinoğlu üstlenmiş. Yapımın oyuncu kadrosunda ise Gözde Duru, Güvenç Selekman, Gönül Emre, Nuray Erkol, Zeki Eker, Halit Karadağ, Yavuz Selim Canlı gibi isimlerin yanı sıra afiş de dahil olmak üzere her yerde Ahmet Şekeroğlu ismi geçse de Zohak (2018) ve Kara Cin Laneti (2024) filmlerinden de hatırlayacağımız Abdullah Şekeroğlu yer alıyor.

Yapımın konusunu oğlunu evlendirmek için büyüye başvuran bir kadının ortaya çıkardığı olaylar zinciri oluşturuyor. Otuzlu yaşlarının ortalarında olan Murat’ın mürüvvetini görmek isteyen annesi Safiye bir hocaya gider ve oğlunun kısmeti açılsın diye muska yazdırır. Bu sırada Murat sokakta tesadüfen karşılaştığı Pelin’e aşık olur. Kaderle büyünün çakışması sonucu Murat ve Pelin aynı kabusları görmeye başlarlar. Safiye bir terslik olduğunu anlayınca tekrar hocaya gider ve bu sefer hoca Vefk büyüsüne başvurur. Vefk büyüsünün yapılması olayların içinden çıkılmaz bir hal almasına neden olur.

Başlangıçta her ne kadar oyunculuklar orta halli ilerlese, hikâyenin farklılığı ile berzah alemine dair denenen birkaç fikir iyi olsa da sonrasında maalesef işler sarpa sarmaktan kurtulamıyor. Ses kurgusunda sesin gelmemesi ancak karakterin dudaklarının oynaması son dönemde sık karşılaştığımız hatalardan biri ne yazık ki. Yine filmi uzatmak için çokça kullanılan flashback sahnelerin uzun uzadıya verilmesi konusunda tam “Ama bu sahnede bir değişim var. Bak bu sefer şu olmuş” demeye kalktığınızda ise size finalle birlikte bir cevap geliyor: Yönetmenin adı geçtikten sonra adeta yeniden bir film başlıyor ve önce yüzleri kapatılmış kişilerin olayın gerçek olduğunu inandırmaya çalışan (buluntu filmi andıran) röportaj görüntüleri beliriyor. Fakat burada, ciddi bir mantık hatası var çünkü bu ‘mockumentary’ (sahte belgesel) havası katılmış görüntülerde köylülerin söyledikleri sözler ve yaptıkları çıkarımlar ile filmin anlattığı hikâye ile sunduğu alt metin neredeyse taban tabana zıtlık teşkil ediyor. Bu röportajların ardından ise cin çarpmasına dair yazılmış farklı olayların olduğu gazete küpürleri ve bu küpürlerin arasına da filmin içerisindeki sahnelerin uzun uzun, tekrar tekrar gösterilmesi ile adeta film uzatıldıkça uzatılıyor, bitmek bilmiyor. Hali hazırda filmin de çoğu sahnesinin gereksizce uzatılmış olduğunu da hesapladığınızda; çok niş bir kısa film olabilecekken o kadar fazla çekiştirilerek, her yol denenerek uzatılmış ki kelimeler bu konuda yetersiz kalacaktır. Hatta öyle ki, muhtemelen finale eklenen ekstra final sekansı olarak nitelendirebileceğimiz bu 15 dakikaya yakın bölüm aceleye getirilmiş olacak ki, hocanın evi sahnesindeki CGI efekt ile yapılmış sineklerle kaynayan su sahnesi efektsiz olarak karşımıza çıkıyor. Benzer bir efekt ‘kayması’ sorununu da Murat’ın kendisini dışarıdan gördüğü ilk sahmede bir belirip bir yok olmasıyla gördüğümüz için aslında seyirciler çok da şaşırmayacaktır bu hataya…

Sonuç olarak Vefk-i Cin Sekar; iyi bir hikayesi olan ancak bu hikayeyi kısa metrajda bol ödüllü bir film için kullanmak yerine uzun metrajda çok kötü çabalarla harcayan başarısız bir yapım olmaktan kurtulamıyor.