“Şeytan Azapta Gerek…”
Büyük Galileo Film ile Mercury International ortak yapımcılığında çekilen Şeytan1 adlı yapımın yönetmen koltuğunda Büyü 2 (2017) filminde oyuncu olarak karşımıza çıkan Özlem Yiğit oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Hakan Yücel’in üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise yine Büyü 2 (2017) filminden hatırlayacağımız Emine Söyler’in yanı sıra Fatih Tazeoğlu, Mahir Bahçe, Çağla Kirlibal, Tayfun Işık, Pelin Özer, Mert Çağlar gibi isimler bulunuyor.
Yapımın konusunu bir fotoğrafçının çektiği karelerin arkasındaki karanlık gerçekler oluşturuyor.
Kötü bile denilemeyecek kadrajlar, “Repliğimi söyledim şimdi ne yapmalıyım?” şeklinde öylece durup kalan oyuncular, mantık hatası dahi sayılamayacak mantıksız olaylar zinciri ve yer yer netlik sağlamayan kamera görüntüleri ile söz konusu yapım; gösterime girmemesi gereken projeler arasında olduğunu kör göze parmak şeklinde vurguluyor. Başlangıç ve bitiş jenerikleri yapımı 70 dakikaya uzatma çabalarının yalnızca bir kısmı. Sahneler arası geçişlerde gün doğumu ya da gün batımı gibi sekanslar olabildiğince uzun tutularak eklenmiş. Yapım şirketi de senaryonun mantıksız olduğunu fark etmiş olmalı ki yapımın sonunda olayların arka planını uzun uzun anlatmaya çalışıyor ve kötü yapılmış makyajı izleyicilerin gözüne iyice sokmak amacıyla kameraya yakın plan yaparak tüm cinayetleri tek tek kimin işlediğini gösteriyor.

2019 yapımı Polaroid filminin afişinin çekiştirilmesiyle oluşturulan afişinin yanı sıra bu yapımda da fotoğraf makinesi bulunuyor ancak “ilham aldıkları” filmin aksine bu yapımda makine hiç kullanılmıyor. Oysa orijinal yapımda antika polaroid makine bulan ve halihazırda fotoğrafçı olan bir genç kızın bu makine ile fotoğrafını çektiği arkadaşlarının esrarengiz şekilde ölmeye başlamaları sonucu olayları çözmeye çalışmaları anlatılırken; “esinlenilen” bu yapımda Demir, fotoğrafçı olan arkadaşı Kenan’a bir fotoğraf makinesi hediye ediyor ancak bu makine ile hiç fotoğraf çekilmemekle birlikte, Demir halihazırda makineyi tuttuğu için ele geçirilmiş oluyor. Yani fotoğraf makinesinin neredeyse hiçbir vasfı bulunmadığı gibi, olayların ilerleyişine de etkisi sıfır. Yapımın ilk sahnesinde anlamsız bir biçimde iki erkek üç kadının arabayı yolun tam ortasında durdurup içki ile uyuşturucu kullanmaları, kadınların birbirlerini okşamaları gibi gereksiz ve karakter tasarımına katkısı olmayan sahnelerden sonra herhangi bir kavga olmadığı hâlde aynı grubun derste karşılaştıklarında birbirlerine selam dahi vermemeleri gibi garip durumlar da yer yer izleyicileri bekliyor.
Son dönemde gösterime giren yerli korku yapımlarında kadın yönetmenlerin neden beden istismarı yoluna gittiği de incelenmesi gereken başka bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Senaryo ya da karakter tasarımlarında olmazsa olmaz bir durum olmadığı sürece kadın bedeni teşhirinin kullanımının artık gereksiz olduğunun da fark edilmesi önem teşkil ediyor.
Sonuç olarak Şeytan1; her ne kadar sonunda “Şeytan 2 yakında…” yazısı ile sona erse de devamı gelmemesi hatta gösterime dahi girmemesi gereken yapımlardan biri oluyor.
