“Peki Bu İnkarcılar Bizimle Bu Odada mı?!”
Şeddadi Yapım yapımcılığında İstanbul’da çekilen Kâfirûn filminin yönetmen koltuğunda Musabbar (2019), Fecr (2021) ve Asmoday: Cin’ür-Racim (2022) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Rotin Engin Tutuş oturuyor. Senaryosunu Erdal Tutuş’un kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Yasin Topbaş’ın üstlendiği, müzikleri Samet Önder Kök tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Ejder Özkarslıgil, Şükran Çağman, Ceren Şule, Esila Cömert, Nazan Bayazıt, Nihat Yılmaz, Pınar Demiral, Ömer Faruk Çalışkan gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu hasta annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Ahmet’in hayatının, görünmeyen bir varlığın aklını karıştıran oyunlarıyla kabusa dönüşmesi oluşturuyor. Hasta annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Ahmet, peşini bırakmayan kabuslar ve görünmeyen bir varlığın aklını karıştıran oyunlarıyla bir labirentin içine sürüklenir. Varlık, onu her adımda daha da derinlere çekerken, Ahmet her geçen gün içine kapanır ve gerçeklik ile korkularının sınırları bulanıklaşır. Zamanla her şey, içinden çıkılamaz bir kördüğüm haline gelir. Ahmet, ailesini korumak ve bu laneti çözmek için en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır; bu yüzleşme, onun için bir sonun başlangıcı olacaktır.
Çekimleri orta halli olan filmde mezardan saate dolaptan aynaya değin akıllara gelen her korku unsuruna yer verilmiş. Tüm bu unsurların kullanımlarının belli metaforlara bağlanmaması, çekim açılarında korku sahnelerinde yakalanan yakın planların genel plana geçildiğinde korku ve gerilim özelliklerini kaybetmesi gibi birçok sorun izleyicilerin karşısına çıkıyor. Örneğin daha dar olması gereken tekli koltuğun altı yatak altı gibi bir açıyla çekildikten sonra genel planda oranın dar olduğunun fark edilmesi izleyicilerin filmden kopmalarına ve gerçekçilikle ilgili sorunlar yaşamalarına neden oluyor.
Film, maalesef korkuya yenilik sunabilecek herhangi bir yaratıcı korku sahnesine de sahip değil. Örneğin felçli olan annenin bir sorun olduğunda haber verebilmesi için konulmuş olan zilin kadının suratının ortasında rahatsızlık verecek konumda olması keşke bu zil oraya hiç konmasaydı dedirtiyor. Benzer şekilde amatör ya da bütçeli fark etmeksizin yerli hemen her korku yapımında denk geldiğimiz yemek sahnesi artık izleyiciler üzerinde herhangi bir etki yaratmayı başaramıyor. Birçok başarılı yerli filmde karşımıza çıkan ünlü sanat eserlerine gönderme yapmak adına evin duvarında görülen tablo ise bu filmde adeta sırıtıyor zira evin atmosferine uymayan bu tablo adeta “Ben buraya ait değilim” diyerek bağırıyor. Bu bağlamda sanat yönetmeni ince detaylar düşünmeye çalışsa da mekâna bu fikirleri doğal bir şekilde yerleştirmeyi maalesef başaramamış.
Oyuncuların performanslarının da ortalama olduğu filmde, bazı sahnelerde arkadan verilen yanıp sönen ışıklar ya da kameranın gölgelerini görme şansınız da bulunuyor. Bu ve benzeri teknik aksaklıkların yer alması da diğer unsurlarla birleştiğinde gerçekçiliğin hayli düşmesine neden oluyor.
Sahneler arası geçişlerde de sorunlar izleyicilerin peşini bırakmıyor. Kardeşinin sırtında morluklar gören bir karakterin bir sonraki sahnede onu hastaneye götürmeye çalışması gibi bir sahne beklenirken karakterin odasında oturup bir sigara yakması gibi durumlar da izleyicilerin filmden kopmalarını sağlayan diğer unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Yönetmen her ne kadar filmin finalinde büyük bir twist yapmayı hedeflemiş olsa da bu twisti içeren sahnelerde de birçok mantık hatası ve sorun bulunuyor. Yabancı yapımlarda çokça karşımıza çıkmış olan bu twistin ise altı yeterince iyi doldurulamamış. Böyle bakıldığında aslında yönetmen ve senaristin nasıl bağlayacaklarına karar veremedikleri finale akıllarına gelen her şeyi bir anda yükledikleri düşünülebilir. Bu arada yönetmenin filmin finalinde cameosunun bulunduğunu da not edelim.
Bir sorun da filmin adının seçiminde karşımıza çıkıyor. Daha önce gösterime giren Fecr (2021) filminde “fecr” kelimesini açıklamayan onun yerine Felak suresini kullanan yönetmen, bu filme adını veren Kâfirûn yani “inkarcılar”a da değinmiyor. İçerisinde İnkarcıların bulunmadığı bu filme bu ismin neden seçildiği de bu bağlamda muamma olarak kalıyor.
Sonuç olarak Kâfirûn; teknik aksaklıkları bulunan, senaryosunda mantık hataları bulunan başarısız bir film olmaktan öteye geçemiyor.
