“Biraz Havuz Biraz Muska Bolca Tutarsızlık…”
By-G Medya yapımcılığında Sakarya’nın Pamukova ilçesinde yer alan Ataman Bey Konağı’nda çekilen Enasar: Sirayet-i Cin’in yönetmen koltuğunda Enes Hakan Tokyay oturuyor. Senaryosunu Efsunlu: Kabirden Gelen (2019), Sir-Ayet 2 (2019), Araf 5: Aile (2022), Efsunlu 3: Muska (2023) gibi filmlerinde senaristleri arasında yer alan Koray Yeltekin’in kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Boğaç Bastoncu’nun üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise Gökhan Güneş, Zeynep Ece Çekim, Fidan Özen, Yağmur Bircan, Görkem Koçin, İbrahim Arslan, Ali Sofuoğlu, Mahmut Bilgiç, Volkan Efir, Taner Durmaz, Melisa Pehlevan gibi isimler bulunuyor.
Yapımın konusunu bir grup arkadaşın kaçamak için geldikleri arkadaşları Kenan’ın gözlerden uzak evinde yaşadıkları paranormal olaylar oluşturuyor. Askerlik döneminde kendisine bulaşan musallattan bir muska yardımı ile kurtulmuş olan Kenan, kendini insanlardan uzak bir yerde inzivaya çeker. Kenan’ın yakın arkadaşları Metin ve Burak bir eğlence mekânında tanıştıkları kızları küçük bir kaçamak yapmak için Kenan’ın gözlerden uzak evine getirirler. Ancak eğlenceli başlayan partileri Enasar’ın ortaya çıkması ile içinden çıkılmaz korkunç bir hal alacaktır.
Yapımın öncelikle benzer yapımlarda olduğu gibi ses-görüntü senkronunda sorunlar olduğunu ifade etmek gerekiyor. Oyuncuların performanslarının vasatın altında olduğu yapımda mantık aramak da olası değil. Komedi ve gerilim türü filmlerde karşımıza çıkacak müzikler öyle alakasız sahnelerde fonda kullanılmış ki, yapımın kafasının oldukça karışık olduğunu sadece bununla da anlamak mümkün.
İlk 10 dakikası erkek seyirciler için tasarlanmış, bol kadın bedeni teşhiri ve ‘sorunlu’ kamera açılarına sahip havuz sahneleriyle geçen yapımın bitiş jeneriğinin de hem oyuncuların sahnelerden kesitlerle yanına isimlerinin yazılı hem de bunların ardından sadece yazılı olarak oyuncuların listesinin akması da zaten hali hazırda kısa metraj olması gereken bir senaryoyu çekiştirdiklerinin kanıtı olarak izleyicilerin karşısına çıkıyor. Benzer bir roll caption / bitiş uzatma durumunu daha birkaç hafta önce, aynı dağıtım şirketinin dağıttığı Vefk-i Cin: Sekar (2024) isimli yapımda da görmüştük. Yapımın son sahnesinden sonra buluntu film tekniğini andıran röportajların ve hikâyeyi neredeyse baştan aşağı özetleyen ‘flashback’i andıran sahneler 70 dakikalık yapımın neredeyse 15 dakikasını oluşturmuştu. Enasar: Sirayet-i Cin de girişte, hikâyeye gerçek anlamda bir katkı sunmayan 10 dakikalık havuz sahnesi ve rollcaption’daki sahne – isim eşleştirmeli akış çıkarıldığında ortalama 15 dakikalık bir ‘kayba’ uğruyor. Dolayısıyla benzer bir uzatmanın da uzatması işleminin yapıldığını söyleyebiliriz.
Ancak Vefk-i Cin: Sekar ile tek benzerliği de bu değil. İki yapımda da karakterlerin araçlarının bozulması, hatta bunlarla da sınırlı kalmayıp geçen hafta vizyona giren Ahbar (2024) isimli yapımda da araç arızasına rastlamamız artık yerli korku sinemamızın büyü – musallat açmazından da öteye geçip unsur bazlı açmazlara girdiğinin en büyük kanıtı…
Makyajı oldukça kötü yapılmış bir bağırsağı fırlamış ceset görüntüsünün 360 derece bütün açılardan gösterilmesi gibi uzatmalara da sahip olan yapımda, havuza yüzüstü düşerek ölen karakterin diğer açıya geçildiğinde sırtüstü olarak karşımıza çıkması gibi devamlılık hatalarının yanı sıra, görüntülü konuşma sırasında arkasında biri olduğu söylenen karakterin inatla karşısına bakarak “Ben bir şey görmüyorum” demeyi sürdürmesi gibi mantık hataları da mevcut. Hüddam geldiğinde evin en tepe noktasındaki odada konuşmaları sırasında yönetmen ya da görüntü yönetmeni ve set ışığının pencereye yansıyarak bir nevi cameoya neden olması da cabası. Bütün bunlardan daha büyük bir problem ise ana karakterin uğradığı musallatın nedeninin de ortaya konulmaması. Yine kadın bedeni teşhirinin ön planda olduğu bu yapımda erkekler nezih bir şekilde ölürken ya da içine cin girmiş bir erkek karakterden su dolu kovaya başı sokulmak suretiyle cin çıkarma yapılması tercih edilirken içine cin giren kadının Ortaçağ Avrupa’sını aratmayacak şekilde dizilen kazıklara bağlanarak yakılması suretiyle cin çıkarılması da kadına bakışın trajik durumunu ortaya koyuyor.
Sonuç olarak Enasar: Sirayet-i Cin; gösterime girmemesi gereken bir film olmakla birlikte, içerisindeki göz oymalardan bağırsak fırlamalarına, kadın bedeni teşhirinden uyuşturucu hap kullanımına değin onlarca unsura rağmen nasıl 18+ almadığına dair muamma da yaratan başarısız bir yapım.
