“Gerileme Dönemine Adım Adım…”
Aret Film yapımcılığında çekilen Büyücü filminin yönetmen koltuğunda Üç Harfliler: Marid (2010), Şeytan-ı Racim (2013), Kabir Azabı (2018) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Arkın Aktaç oturuyor. Senaryosunu Oktay Arabacı’nın kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Hakkı Kaplan üstlenmiş. Müzikleri Zafer Günen’e ait olan filmin oyuncu kadrosunda ise Baran Arat, Duru Demirhan, Servetcan Öztürk, Anıl Görkem Genç, Ömer Akdağ, İlkin İrem Bulut, Okan Demirsoy, Çağla Kıvrık, Hazal Demircioğlu, Melis Şakar, Cemil Serdal Saçar, Cemal Aşkın Alpçetin gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu görev için gittiği cinayet mahalliyle ilgili halüsinasyonlar gören bir polisin hikayesi oluşturuyor. Polis olan Sinan, görev için gittiği bir cinayet mahallinde yaşananları halüsinasyon olarak görmeye başlar. Yaşananlara anlam veremeye Sinan, durumu yardımcısı da olan sevgilisi Aslı’ya belli etmemeye çalışır. Olay yerinden elde edilen bilgilerde sadece katilin erkek olduğu belirlenmiştir. Ardı ardına cinayetler devam ederken Sinan da halüsinasyon görmeye devam eder. Üçüncü cinayet mahallinde birçok güvenlik kamerası olması durumu biraz da olsa aydınlatacaktır. Görüntüleri incelemeye başlayan Sinan ve Aslı, büyük bir şok yaşarlar. Çünkü görüntüdeki kişi Sinan’dır. Aslı bu duruma bir anlam veremezken Sinan yaşananları artık anlamıştır. Görüntülerdeki kişi çocukluğundan beri cinayet işleyen Sinan’ın ikizi Serkan’dır. Durumu Aslı’ya anlatan Sinan, onun yardımıyla Serkan’ın peşine düşer.
Sinematografisi orta halli olan filmin en önemli sorunu derinliksiz karakterlerin de etkisiyle oyuncuların başarısız performansları. Kendilerine verilmiş olan replikleri söyleyip sahnelerini duygusuzca terk eden karakterler silsilesi olarak beyaz perdeden geçip duruyorlar. Öyle ki filmin konusunda Aslı ile Sinan’ın sevgili oldukları okunmasa iki karakter arasında nasıl bir elektrik olduğunu, platonik mi yoksa var olan bir ilişkiden mi bahsetmek gerektiğini anlamak mümkün olmuyor. Filme adını veren Büyücü kelimesinin nedeni ise büyü sahnelerinin sürekli aralara serpiştirilmiş olması. Her cinayet sırasında bir yandan da sülüklerin, sabun ya da çivilerin yer aldığı büyüsel ayinler karşımıza çıkıyor ancak bu ayinleri her ne kadar kurguda karakterlerin başlarına gelecek olaylarla eşleştirmeye çalışmış olsalar da maalesef eşleşme tam manasıyla sağlanamadığı için filmi çekiştirmekten başka bir amaca hizmet edemiyorlar. Üstelik rastgele olan bu cinayetler konusunda da ciddi bir hata var. Büyü yapan kişinin bu rastgele kişilere ait hangi malzemeleri kullanarak onları etkilediği de meçhul zira pars pro toto yasası gereği kişiye ait bir eşya, kan ya da saç gibi bir parça üzerinden büyü ritüeli uygulanmalıdır.
Filmde karşımıza çıkan ve bizi filme yabancılaştıran bir diğer etken ise makyajlar. Filmde yer alan cin tasvirlerine yönelik makyajlar o kadar kötü ki korkutmaktan ziyade gülmenize neden oluyor. Özellikle dağınık saçlı cin tasviri izleyenlerin favorisi olacaktır.
Sonuç olarak Büyücü; çekimleri, oyuncuların performansları, derinlikli olmayan karakterler ve kâğıt üzerinde iyi görünen ancak beyaz perdeye yansıtılamayanlar nedeniyle yönetmen Aktaç’ın filmografisinin en zayıf halkası olmaktan öteye gidemiyor.
