“Yırtıcı’dan Bölgeye…”
VFX İstanbul yapımcılığında çekilen, Türkiye’nin ilk tarihi bilim kurgu filmi olarak kayıtlara geçen Tehlikeli Bölge’nin yönetmen ve senarist koltuklarında Saruhan (2016) filminin de senarist ve yönetmenliğini yapmış olan Ramazan Ekmekçi oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Alican Atıcı’nın üstlendiği, müzikleri Çikolata Müzik Fabrikası tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Kadir Parlak, Ozan Turan, Hasan Şenbayrak, Sevim Oyar, Aykut Yavuz, Seyfi Azrak, Abdurrahim Demir, Can Beslen, Eser Ağaçalı, Metehan Özer Tetik, Oğuzhan Özden, Boran Ağgedik, Latif Ağgedik gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu Büyük Taarruz’a birkaç gün kala Mustafa Kemal’den özel bir görev alan bir grup askerin, düşen bir uzay gemisiyle karşılaşmasıyla hem düşman askerine hem de uzaylılara karşı mücadele vermesi oluşturuyor. Büyük Taarruz’a üç gün kala, Mustafa Kemal’den özel bir görev alan bir grup asker, görev bölgesine ilerlerken düşen bir uzay gemisiyle karşılaşır. Artık hem düşman askerleriyle hem de bilinmeyen bir tehditle savaşmak zorundadırlar.
Türk Sinemasında bilim kurgu türünde eserlere çok az sayıda denk gelmekteyiz. Haliyle yerli bir bilim kurgu filminin gösterime girdiği duyulduğunda sinemaseverlerin heyecanlanması kabul edilebilir bir durum. Yerli bilim kurgu denildiğinde başa gidecek olursak ilk filmler 1955 yılında Uçan Daireler İstanbul’da (1955) ve Görünmeyen Adam İstanbul’da (1955) olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında tabii komedi ile harmanlanan Gökler Kraliçesi (1970) ve Turist Ömer Uzay Yolunda (1973) gibi filmlerle zaman zaman devam eden bu alt tür Dünyayı Kurtaran Adam (1982), Badi (1983) gibi yurtdışından ithal edilen uyarlamalarla devam ediyor. Tabii bu noktada Cem Yılmaz’a da özel bir bölüm ayırmak gerekiyor çünkü G.O.R.A (2004), A.R.O.G (2008) Arif V. 216 (2018) ve Karakomik Filmler: Kaçamak (2019) ile bilimkurgu – komedi hibrit eşleşmesinin en temiz örneklerini bizlere sundu. Özellikle sinema teknolojisinin ilerlemeye başlamasıyla ülkemizde de sayısı yıllar içerisinde artmaya başlayan bilim kurgu yapımlarının iki tanesi geçen hafta aynı anda gösterime girme şansı buldular. Bir Zamanlar Gelecek: 2121 (2022), İlk Temas (2022), Metruk (2023) sonrasında karşımıza çıkan bu yapımlardan Program (2025) teknoloji, yapay zekâ ve siber punk unsurlarına yer verirken; Tehlikeli Bölge (2025) komedi, aksiyon, avantür gibi bir tür yerine tarihle harmanlanan yeni bir deneme olarak karşımıza çıktı.
Çekimleri orta halli olsa da özel efektlerin yapay durduğu, yeni bir hikâye sunmak yerine yine yurtdışında yüksek hasılat yapmış kült bir filmin temelleri üzerine oturtulmuş bir yapı seyircileri karşılıyor. Haliyle özellikle bilim kurgu severler büyük bir heyecan ile salona koştuklarında karşılarında daha önce izledikleri bir yapımın kötü dönüştürülmüş bir versiyonu ile karşılaştıklarını fark etmek durumunda kalıyorlar. Sonuç itibarıyla beyazperdede karşımıza çıkan hikâye, sol görüşlü gerillalar tarafından rehin alınanları kurtarmak için bir askeri kurtarma görevinde olan Amerikalı bir süper komando ekibini konu alan 1987 yapımı Predator filminin Büyük Taarruz’a aksiyonsuz ve kansız uyarlanmaya çalışılmış versiyonundan başkası değil. Üstelik özellikle “Türkiyeli” olmak adına ırkları temsilen birer seçilmiş ırk tiplemesinin bulunduğu bu ekibin kıyafetleri de bir acayip… Adanalı Wolverine’imizin kaslarını göstermek amacıyla askeri kıyafetlerinin kollarını yırtmış olması, o dönemde techizat dahi olmaması gereken askerlerimizin dürbünden, herkese birer tane verilecek kadar gaz lambaları gibi envai çeşit alet edevatının bulunması, silah tutmayı bilmemelerine varan bir sürü fiyaskoya ek olarak Predator (1987) filmindeki tutsak Anna adlı kadın gerilla karakterin yerine Tuba Büyüküstün cosplayi gibi duran bir kadın isyancının tutsak yerine ekip üyesi olarak eklenmesi de cabası. Kurtuluş Savaşı’nın ortasındaki askerlere “Bu geceden sonra ya yarın rahat yataklarımızda ya da kara toprakta yatacağız” diyen çavuşun cümlesi ise izleyicileri maalesef drama kaydıramayacak kadar manasız. Zira savaş devam ediyor ve hayatta kalsalar dahi o yataklara dönüşe daha zaman var. Hele düşmana karşı pusu kurdukları sırada sessiz olmaları gerekirken türkü çığırmaya başlamalarını izah etmenin halihazırda bir olanağı dahi bulunmuyor.
Ancak filmin sorunu ne kötü bir “esinlenme” olması ne de sadece kötü oyunculuklar. Sorunun merkezine inecek olursak, bir askerin bile ölmesine razı olmak istemeyen Mustafa Kemal’in bu yapımda bilerek ve isteyerek bir ekibi ölüme gönderiyor olması. Bu tür alt metinler izleyenlerin bambaşka bir tarihi benimsemelerine, gerçek gibi algılamalarına sebebiyet veriyor. Dolayısıyla filmin en büyük sorunu alt metinlerde yatıyor aslında.
Sonuç olarak Tehlikeli Bölge; ilk bilim kurgu tarih denemesini başarısızlıkla sonlandıran, alt metinleri oldukça sorunlu bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.
