23 Haziran 2026
queen-marry-banner

“Sıradaki Gemi Gelsin…”

Amerika ile Birleşik Krallık ortak yapımcılığında çekilen Haunting of the Queen Mary filminin yönetmen koltuğunda Dracula Untold (2014) filminin de yönetmenliğini yapmış olan Gary Shore oturuyor. Senaryosunu yönetmen Shore ile Stephen Olivier ve Tom Vaughan’ın birlikte kaleme aldıkları filmin görüntü yönetmenliğini Isaac Bauman üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosunda ise Alice Eve, Joel Fry, Lenny Rush, Tim Downie, Wesley Alfvin, Alan Booty, Wil Coban, Sophia Dunn-Walker, Nell Hudson, Dorian Lough, Maddison Nixon, Jim Piddock, William Shockley gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu bir ailenin 1938’de Cadılar Bayramı gecesi yaptığı yolculuğu çevreleyen gizemli ve şiddetli olaylar ile günümüzde müzeye dönüşmüş bu kötü şöhretli okyanus gemisine binen başka bir ailenin kaderlerinin iç içe geçişi oluşturuyor. Fotoğrafçılar Erin ve Patrick, genç oğulları Lukas ile gemiye alındıklarında, ailelerini geminin karanlık geçmişiyle iç içe geçiren olaylar zincirini başlatırlar. Korkunç olaylar etrafında gelişirken, bu göz alıcı okyanus gemisinin göründüğünden daha fazlası olduğunu fark etmeye başlayacaktır.

Yıllar önce kaybolmuş lüks bir teknenin hayaletler tarafından ele geçirilmiş olmasını odağına alan Ghost Ship (1952); bir gemi kazası sonrası Nazilerden kalma hayaletli bir gemiye binenlerin yaşadıklarını konu edinen Death Ship (1980); bir kurtarma ekibinin, Bering Denizi’nin uzak bir bölgesinde cansız halde yüzen, uzun süredir kayıp olan 1962 tarihli bir yolcu gemisini keşfetmesi ve çok geçmeden gemide uzun süre önce ölmüş olan sakinlerinin hâlâ gemide olabileceğini fark etmesine odaklanan Ghost Ship (2002); tuhaf bir fırtınada yelkenlileri batan bir grup arkadaşı gizemli bir geminin kurtarmasını anlatan Triangle (2009); denizde mahsur kalan bir Batı İrlanda trol teknesinin mürettebatının su kaynaklarında büyüyen bir parazite karşı yaşam mücadelesi vermesini anlatan Sea Fever (2019); endişeli bir araştırmacı olan Rachel ve ekibinin bir ailenin ve mürettebatın bir ticaret gemisi olan Mary Celeste’nin kaybolmasının doğaüstü olaylarla ilgili nedenlerden kaynaklandığını kanıtlamak için denize açılmasını konu edinen Haunting of the Mary Celeste (2020); geçen yıl gösterime giren ve Dracula’nın İngiltere’ye gelişini sırasında gemide yaşananlara odaklanan The Last Voyage of the Demeter (2023) gibi yapımlar gemide doğaüstü olaylar denilince ilk akla gelen filmler. Bunların dışında doğaüstü güçler kullanılarak Titanic III ile yolculuğa çıkan insanların kaderinin Titanic’tekiler gibi olmasını sağlamayı odağına alan ancak başarısız bir yapım olmaktan öteye gidemeyen 2022 yapımı Titanic 666’yı da anmadan geçmeyelim.

Bu yapıma konu olan Queen Mary, diğer adıyla Grey Ghost, İngilizler tarafından yapılan bir transatlantik gemisi. Filmde de bahsedildiği gibi Amerika ile İngilitere arasında yolcu taşımasının yanı sıra II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde müttefik askerlerini taşımak için de kullanılmış. Savaş bittiğinde tekrar yolcu taşımaya dönen gemi 1967’de hizmetten azledildi ve kalıcı olarak demirlendiği Long Beach, California, Amerika Birleşik Devletleri limanına gitti. Long Beach Şehri, gemiyi restoranlar, müze ve otel içeren turistik bir cazibe merkezi olarak hizmet vermek için satın aldığından beri de müze olarak kullanılıyor. Filmde de demirlenmiş bir halde, içerisinde turlar düzenlenen bir müze konumundaki gemi, bir önceki paragrafta saydığım ilk akla gelen filmler arasına giremeyecek kadar kötü bir senaryoya sahip. Diğer bahsi geçen filmlerdeki gemilerin okyanusun ortasında kısılı kalmak ve çaresizlik gibi durumları da içermesi, bu geminin ise hali hazırda limanda demirlenmiş ve karaya bir adım konumunda olması da işleri güçleştiriyor. Her ne kadar sanat yönetimi ve oyuncuların performansları başarılı olsa da, bir öne bir geriye giden hikâyeler, mantık hatalarıyla dolu hikâye örgüleri ile senaryonun daha da bulamaç haline gelmesi nedeniyle izleyici açısından seyir keyfi bir hayli zor. Filmin içerisine yerleştirilen detaylar güzel olsa da, bu detayların herhangi bir yere bağlanmamaları, görsel açıdan sinematografik kareler sunsa da, hikâyenin geneline darbe vurmaktan öteye geçmiyor.

Sonuç olarak Haunting of the Queen Mary; sanat yönetimi ve oyuncuların performanslarıyla başarı şansı kazansa da senaryonun başarısızlığı ve mantık hataları nedeniyle orta halli bir yapım olmaktan kurtulamıyor.