16 Haziran 2026
dehset-ekrani-banner

“Kurgu Masasındaki Cin…”

THC Yapım yapımcılığında çekilen Dehşet Ekranı: Habis Ruh filminin yönetmen koltuğunda Cin-i Ayet (2018)’in senaristliğini, Tez: 13. Gece (2019)’nin ise yönetmenliğini yapmış olan Taylan Işıklar oturuyor. Senaryosunu da Işıklar’ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Burak Kum’un üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Ezel Çağlayan, Sonad Ad, Oğuz Kaan Işık, Meral Uzun, Rüzgar Göral, Arda Bulat, Ada Naz Ergül gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu Youtuber bir çiftin yaşadığı paranormal olaylar oluşturuyor. YouTuber çift Duygu ve Mert, korku içerikleri üretmek için lanetli olduğu söylenen ıssız bir çiftlik evine giderler. Amaçları, kayıp vakaları ve açıklanamayan olaylarla ünlü bu mekânda gerilim dolu bir video çekmektir. Ancak çektikleri son video, onların sonu olur. Çift, gece boyunca yaşadıkları korkunç olayları kaydeder. Ertesi gün, çift ortadan kaybolur ve geriye sadece kameraları kalır. Kameralardaki görüntüler izlendikçe, çiftlik evinde yaşananların bir şehir efsanesinden çok daha fazlası olduğu ortaya çıkar.

Öncelikle found footage gibi görünse de, filmin found footage yani buluntu film türüne ait teknikleri kullanamadığını hatta bu alt türde olması gereken neredeyse her şeyi ihlal ettiğini söylemek mümkün. İlk olarak bilmeyenler için buluntu film türüne bir göz atalım. Kurgusal bir filmin tamamının ya da önemli bir bölümünün film ya da video kayıtlarıymış gibi sunulduğu filmlere buluntu film adı veriliyor. Bu teknikte görüntüler sanki “işlenmemiş” ya da görüntüleri “bulan” kişi tarafından düzenlenmiş olarak verilmektedir. El kamerası ile yapılan çeşitli ortamdaki birinci kişi bakış açısına ait çekimler ya da nedeni belirtilmek suretiyle evlere ya da yapılara kurulmuş kameralardaki görüntülerin sıralı ya da sırasız olarak ilerletilmesiyle oluşturulan bir alt türe dönüşmüş olan bu teknik, günümüz Türk korku sinemasında ise genellikle “bütçesiz” çekilebildikleri için yönelinen bir eğilime dönüşmüştür. Hikâye bellidir: Bir grup genç, bir Youtuber grubu ya da paranormal olayları araştıran bir grup genç bir rivayetin peşine giderler ve sonrasında bu gençlerden bir haber alınamaz ancak video kayıtları bulunur.

Haliyle buluntu türü filmlerde gerçekçiliğin sağlanabilmesi adına kurgunun olmaması, müzik gibi eklentilerin ortam sesi olmadıkları takdirde kullanılmaması, CGI ya da efekte başvurulmaması gibi kurallar da bulunmaktadır. Ancak karşımıza çıkmış olan bu filmde kurgu, müzik eklentilerine ek olarak dış ses anlatımının kullanıldığını da bu arada belirtmek gerekiyor. Film ekibinin sosyal medya paylaşımlarında özellikle vurguladıkları filmin “cinsiz” olma durumu ise tam bir cinlenmeye dönüşmüş durumda. İzleyeceklerin de anlayacakları gibi hem dış ses hem de kurgu bir cine ait.

Cin kelimesinin Türk Dil Kurumu’ndaki tam karşılığı; “Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık” olarak geçiyor. Bu coğrafyada paranormal olaylarda görülen yaratıklara “cin” denildiğine göre; film ekibinin açıklamalarının aksine bunun “cin” ihtiva eden bir film olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Kendi evlerine kurdukları kameraların mantıksızlığını, bir kaza yapıldığında neye çarptığını merak etmemeyi, hatta böyle bir olay sonrasında çocukluk travmasına ait bir yere doğru ilerlerken bu rivayeti anlatmayı bir kenara bıraktığımızda ise Pazuzu olarak birkaç kez tekrar edilen ve “cin” denilen varlığa ait heykelin The Exorcist (1973) ya da müzelerde görülen Pazuzu yerine kucağında bebek bulunan Horoztepe Kadın heykelciğinin gösterilmesinin sanat yönetimi konusunda ne kadar çalışılmış olduğunu anlatabileceğini varsayıyorum.

Sonuç olarak Dehşet Ekranı: Habis Ruh; buluntu film iddiası taşıyan ancak bu alt türe ait gereklilikleri elinin tersiyle iten, sanat yönetimindeki hataları yakın plan vermekten kaçınmayan ve sosyal medyada ise “cin” olmadığını söyleyerek bunu sunan orta halli bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.