“Bina’dan Cenaze’ye…”
LucidLab yapımcılığında çekilen, ilk gösterimini 2024 FantasIstanbul Festivali’nde gerçekleştiren Cenaze filminin yönetmen koltuğunda Bina (2019) filminin de yönetmenliğini ve senaristliğini yapmış olan Orçun Behram oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Engin Özkaya’nın müzik tasarımlarını Can Demirci’nin üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Ahmet Rıfat Sungar, Cansu Türedi, Gizem Erdem, Orhan Eşkin, Emrah Altıntoprak, Arif Mustafa Güney, Beyza İnan, Yücel Kelebekli, Tekin Temel, Eren Çiğdem, Alp Çoker gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu bir cenaze arabası şoförü olan Cemal’in, kendisine rutini dışında bir görev verilmesi sonrası başına gelen olaylar oluşturuyor. Cemal, bir cenaze arabası şoförü olarak çalışmaktadır. 40 yaşındaki Cemal, yalnız bir cenaze arabası şoförüdür. Rutininde hiç değişiklik yoktur. Gündüzleri ağlayan kalabalıklar ve dualar, akşamları ise televizyon ve bira. Bir gece fazla içkinin ardından, hastane morguna çağrılır. Cemal’e oldukça sıra dışı bir görev verilir: Zeynep adında genç bir kız vahşice öldürülmüştür. Zeynep’in ailesi son derece nüfuzlu, güçlü siyasi bağları olan bir ailedir ve bu cinayetin gizli kalmasını istemektedirler. Cemal’in yapması gereken, kızı bir minibüse koyup birkaç hafta ortadan kaybolmaktır.
Trouble Every Day (2001) ve Let The Right One In (2008) filmlerinden esinlenerek oluşturulmuş, sinematografisi hayli güçlü olan film, Behram’ın önceki filmi Bina (2019) gibi Avrupai bir havaya sahip. Büyü – cin bağıntısına saplanıp kalan türdeşlerinden zombi unsuruna kaymasıyla ayrılan filmin ilk yarısı izleyicilerin ara sıra cep telefonlarına meyletmesine neden olabilecek bir yavaşlıkla ilerliyor.
Filmin en büyük handikabı da burada karşımıza çıkıyor: Sanata harcanan çaba ile filmin yavaşlık düzeyi aynı oranda yüksek! Akışın hızlanmaya başlaması ile birlikte finale gelinmesinin bıraktığı yarım kalmışlık hissi aslında anlatıda da kendisini gösteriyor. Özellikle Zeynep ile Cemal arasındaki aşk mı yoksa bir babanın kızına duyduğu şefkat mı olduğu anlaşılamayan bağın bu anlaşılmazlığının arkasında akıcı ve etkileyici biçimde sunulmaması yatıyor. Referans aldığı filmlerde karakterlerin neden bu durumda olduklarına dair cevaplar mutlaka yanıtlanırken, bu filmde Zeynep’in durumu üstü kapalı olarak hızlıca verilmeye çalışılıp parçalardan bir sonuç çıkarmanın da tamamen izleyicilere bırakılması filmin vermeye çalıştığı tat ya da etkinin tam olarak seyircilere geçmemesine neden oluyor.
Cansu Türedi’nin oldukça başarılı oyunculuğuna karşın Ahmet Rıfat Sungar’ın performansının yetersiz kalması, özellikle de Cansu ile karşılıklı oynayacakları sahnelere değin vasatın altı bir performans gösteriyor olması da filmin ilk yarısının akmamasının nedenleri arasında sayılabilir.
Bütün bunlara rağmen sanat ve mekân konusunda böylesine uğraşılmış, her ne kadar “fazla esinlenme” ile oluşturulmuş olsa da yerli türdeşlerinden farklı bir hikâye anlatma cesareti gösterilmiş olması yönetmenin önceki filmi Bina (2019) gibi bu yapımı da değerli kılıyor. Yönetmen Behram’ın önceki filmi Bina (2019)’nın temposunun da düşük olduğu düşünüldüğünde, yönetmenin sonraki filmlerinde aynı hataya düşmemesi gerektiğini de fark etmesi gerekiyor.
Sonuç olarak Cenaze; yönetmenin yine yerli türdeşlerinden Avrupai tarzıyla ayrıldığı, farklı bir şeyler denemeye çalıştığını gösteren ancak başka yapımlardan referans alırken bunları temellendirme konusunda eksiklikleri bulunan, özellikle büyü-cin bağıntısından sıkılanlara nefes aldırabilecek ancak akılda yer etmeyi başaramayacak bir yapım.
