“Dişlerini Göster Bana…”
Amerika yapımı The Last Breath, ülkemizde gösterime girdiği adıyla Son Nefes filminin yönetmen koltuğunda New York Waiting (2006), Framily (2010), 10 000 timar (2014) ve Breaking Surface (2020) filmlerinin de yönetmenliği yapmış olan Joachim Hedén oturuyor. Senaryosunu Andrew Prendergast ile Nick Saltrese’in kaleme aldıkları filmin görüntü yönetmenliğini Eric Börjeson üstlenmiş. Müzikleri Patrick Kirst tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Julian Sands, Alexander Arnold, Kim Spearman, Jack Parr, Erin Mullen, Arlo Carter, Maxime Durand gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu II. Dünya Savaşı’ndan kalma batık bir savaş gemisini gezen gençlerin köpekbalığı saldırısına uğraması oluşturuyor. Üniversiteden arkadaş olan bir grup genç, II. Dünya Savaşı’ndan kalma bir savaş gemisinin enkazını keşfetmek için Karayipler’de tüplü dalış gezisinde yıllar sonra yeniden bir araya gelirler. Ancak kendilerini büyük beyaz köpekbalıklarıyla çevrili, paslanmış metalden oluşan bir su altı labirentinde sıkışıp kalmış halde bulacaklardır.
Geçen yıl yönetmenin çekmiş olduğu Breaking Surface’ın Amerikan versiyonu olan The Dive filmi ülkemizde gösterime girmişti. Tuzsuz bir uyarlama olan filmde maalesef orijinalinin ruhu bulunmuyordu. Her yıl yaz aylarında sinema salonlarında ortaya çıkan köpekbalığı filmlerinin bu yıl açılışı Beneath The Surface (2022) ile gerçekleşmişti. Geçen haftalarda Something in The Water (2024) bu hafta ise The Last Breath ile köpekbalıklarının sinemalardaki yaz mesaisi tüm hızıyla devam ediyor.
Filmin özellikle sualtı çekimlerinin harikulade olduğunu söylemek gerek. Yönetmenin daha önce Breaking Surface (2020)’de de beraber çalıştığı Eric Börjeson iyi bir iş çıkarmış. Oyuncuların performanslarının da ortalama olduğunu söylemek mümkün. Diğer köpekbalığı filmlerinden ayrılmasını sağlayan etmen, karakterlerin labirent şeklinde bir savaş gemisinde kapalı kalmış olmaları. En azından birçok köpekbalığı filminde olduğu gibi minik bir çakı ile köpekbalığı öldürmeye çalışmamaları izleyicileri biraz olsun ferahlatıyor. Ancak aynı bölgede uzun zamandır dalış yapmakta olan Nouva karakterinin bu bölgede daha önce köpekbalıkları ile karşılaşmamış olması ve arkadaşlarıyla yaptıkları bu illegal gezi sırasında köpekbalıklarının ortaya çıkmasını fırtınalara bağlaması sebep bulmaya çalışmaktan öteye gidemiyor.
Yönetmen Hedén’in bir önceki köpekbalığı filmi, yaşanma olasılığı yüksek böyle bir durumla baş etmenin yolları hakkında ipuçları da vermeye çalışan bir filmken, bu filmde karakterlerin tesadüfen girdikleri ameliyathaneye benzer odada enjektör, makas gibi gereçlerin bulunması gibi abartıya kaçan durumlar söz konusu oluyor. Daha filmin başında hangi karakterlerin kurtulacağını dahi tahmin ettiğiniz filmin özelliği ise 2023 yılının ocak ayında doğa yürüyüşüne çıktığı sırada kaybolan, 5 ay sonra ise o bölgede bulunan kalıntılar sonrası ölümü teyit edilen Julian Sands’in oynadığı son film olması.
Köpekbalıklarının CGI olarak etrafta salınmaları gerilimi yükseltse de adeta dişsiz bir köpekbalığı filmi sunuyor. Özellikle labirentimsi gemi batığı adeta klostrofobik bir ortam yaratırken izleyicilerin nefessiz kalmasına da neden oluyor. Ancak yönetmenin önceki köpekbalığı filminin başarısını bu filmde bulmak mümkün olamıyor zira bazı noktalar açıkta kalmakla birlikte hikâye de izleyicilere yeterli gerçekçiliği sunamıyor.
Sonuç olarak The Last Breath; köpekbalıklarının sinema salonlarındaki yaz mesaisinin bir uzantısı olarak derin sulardan uzak durmayı öğütlerken, izleyicileri tam da havaya sokamayan orta halli dişsiz bir balık olmaktan öteye geçemiyor.
