“Ürküten, Geren ve Göz Kamaştıran Bir Film…”
Amerika ile İtalya ortak yapımcılığında çekilen Immaculate, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Arınma filminin yönetmen koltuğunda The Voyeurs (2021) filminin de yönetmenliğini yapmış olan Michael Mohan oturuyor. Senaryosunu Andrew Lobel’in kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Elisha Christian üstlenmiş. Müzikleri Will Bates tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Sydney Sweeney, Álvaro Morte, Simona Tabasco, Benedetta Porcaroli, Giorgio Colangeli, Dora Romano, Giulia Heathfield Di Renzi, Giampiero Judica, Betty Pedrazzi, Giuseppe Lo Piccolo, Cristina Chinaglia gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu Amerikalı bir rahibe’nin İtalya’daki manastıra gitmesi sonrası yaşadığı olaylar oluşturuyor. Amerikalı rahibe Cecilia, İtalya’daki göz alıcı bir manastırdan davet alır. Cecilia burada çok sıcak karşılanmıştır. Fakat bu kusursuz mekânın bazı karanlık ve korkutucu sırlar barındırdığını çok geçmeden anlar. Yeni evi, uğursuz ve anlatılamaz dehşetler yaşayacağı bir kâbusa dönüşür.
Çekimleri ve sinematografisi oldukça başarılı olan film, başlangıçta The Nun 2 (2023)’e benzer şekilde ilerliyor. Günah çıkarmayı reddeden ve sigara içen rahibeye benzer şekilde inançsız ve sigara içen Rahibe Mary’nin bulunması, Rahibe Cecilia’nın en yakın hissettiği rahibenin Rahibe Mary olması, diğer rahibelere özellikle de Cecilia’ya kötü davranan Rahibe Isabella’nın bulunması, diğer filmde gidilen yerin kız çocuklarının olduğu bir manastır iken bu filmdeki manastırın daha ziyade düşkünler evine benzer konumda olması, hatta her iki filmde de kutsal bir emanetin kullanılması ortak noktaları olarak öne çıkıyor. Sözün özü özellikle manastır ve kilise tabanlı korku filmlerinin neredeyse hepsinde karşımıza çıkan o tanıdık atmosferde süzülerek ilerlemeyi tercih ediyor. Yönetmen yavaş yavaş ördüğü bu atmosferle birlikte izleyiciye beklediği korku sahnelerini yaşatmaya başlıyor, ilerledikçe ürkütücülüğünü rahatsız edici bir şekilde arttırarak yani nabzını sürekli daha artırarak devam etmeyi tercih ediyor. Diğer dini korku filmlerine benzerlik üzerinden kurduğu ürkütücü atmosfere tam anlamıyla vardığında ise farklı bir yola sapmayı tercih ediyor. Unutmadan eklemek gerek; geçen hafta gösterime giren The First Omen (2024)’in de başlangıç sahnelerinin bahsi geçen diğer filmlere benzer şekilde ilerlediği, ancak The First Omen’daki inançsız rahibenin gece hayatı olan ve barlara da giden bir rahibe olarak konumlandırılarak biraz daha uçlarda gösterilmesi ve bu filmde hem kız çocuklarının hem de yaşlıların bulunduğu bir manastır olması dışında neredeyse aynı gidişata sahip olduğu da rahatlıkla söylenebilir.
Rahibe Cecilia karakterine hayat veren, aynı zamanda filmin yapımcısı da olan Sydney Sweeney başta olmak üzere oyuncuların hepsinin performanslarının oldukça gerçekçi ve inandırıcı olduklarını söylemek mümkün. Seçilen manastırın gotik havası ise filmin atmosferini daha da ürkütücü bir boyuta taşıyor. Doğaüstü olarak başlayan filmin ilerledikçe ayakları yere basan gerçekçiliğe doğru ilerlemesi ve son yıllarda birçok fantastik ve korku türündeki yapımda karşımıza çıkan kilisenin kirli dünyasının kapılarının aralanması konusundaki başarısı da takdiri hak ediyor. Bu bağlamda The First Omen (2024)’ndan ayrılarak daha gerçekçi bir bölgede ilerlemeyi tercih ediyor.
Müzikleri de hayli başarılı olan filmin sembolizm kullanımı göz kamaştırırken, makyajların da oldukça gerçekçi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Artan şiddet dozu nedeniyle finale doğru birçok izleyicinin gözlerini başka yöne çevirmek zorunda kalacağı sahnelere geçilmesi de yavaş yavaş örülen senaryonun son dakikaya dek izleyiciyi merak ve gerilim içerisinde bırakmasını sağlıyor.
Sonuç olarak Immaculate; senaryosu özenle oluşturulduğu belli olan, ürkütücü atmosferini yavaş yavaş ortaya çıkaran, oyuncularının performanslarıyla göz kamaştıran oldukça başarılı bir yapım.
