30 Nisan 2026
Cadi-banner

“Göz Kamaştırıcı Ama Romanı Okumazsan…”

Wow Studios yapımcılığında, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı romanından uyarlanarak çekilen Cadı filminin yönetmen koltuğunda ilk uzun metrajıyla Erman Bostan oturuyor. Senaryosunu da yönetmen Bostan’ın kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Şafak Ildiz üstlenmiş. Müzikleri Ercüment Orkut, Cem Tuncer ve Sabina Khujaeva tarafından hazırlanan filmin oyuncu kadrosunda ise Furkan Andıç, Buse Meral, Çağdaş Onur Öztürk, Süreyya Kilimci, Elif Ürse, Manolya Maya, Hüseyin Soysalan, Cengiz Orhonlu, Dilara Duman, Yağız Ata Dinçer, Ekin Pasvanoğlu, Nur Sürer gbi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş günlerinde, genç bir dul olan Fikriye’nin zorla evlendirildiği Naşit Nefi Efendi ve yaşadığı köşk hakkındaki cadı söylentilerinin ardındaki gizemi çözmeye çalışırken gelişen olaylar oluşturuyor. Dul kalmış olan Fikriye, istememesine rağmen dayısının eşinin yani yengesinin ısrarlarıyla hakkında çokça söylenti bulunan Naşit Nefi Efendi ile evlendirilir. İlk geceyi geçirmesinin akabinde köşk hakkında çıkan bu söylentilerin doğruluğunu araştırmaya başlayan Fikriye, doğaüstü olaylarla karşılaşmaya başladıkça yolu ispirtizma ile uğraşan Anton Mesmer ile kesişir.

Dönem atmosferini yaratmak için yapılan uğraşlar göz alıcı bir şekilde izleyiciye yansıyor. Kıyafet tasarımları ve sanat enfes. Oyuncuların performanslarının da özellikle Mesmer’i canlandıran Çağdaş Onur Öztürk başta olmak üzere oldukça başarılı olduğunu söylemek de mümkün. Ancak iş roman uyarlamasına gelince durum bir hayli karmaşıklaşıyor. Öncelikle romanda Fikriye evlendirilecek olan karakter olmakla birlikte, Şükriye Hanım’ın yaşadıklarını dinledikten sonra evlenmekten vazgeçen biri olarak karşımıza çıkarken, filmde evlenen ve olayları yaşayan kadın olarak konumlandırılmış. Aslında romanda anlatılanların hepsi Şükriye Hanım’ın başına gelenlerin kadının ağzından ve yazdığı kitaptan okuduğu şeyler olmasına rağmen Fikriye ile Şükriye adeta yer değiştirilmiş ve filmde kalem Fikriye’nin eline verilerek bunları o yazıyormuş gibi gösterilmiş. Romanda yer alan Naşit Nefi Efendi’nin annesi filmde intihar etmiş olarak verilerek yok edilirken, bunun üzerinden cadının varlığı konusunda bambaşka bir senaryoya geçilmiş. Mücevherlerin çalınması, cadıdan gelen notların bulunması ya da havadan bir anda ortaya çıkan mektupların gelmesi gibi gizemler filmde kullanılmamış. Yani romanı beyazperdede görmek isteyenleri büyük bir hüsranın beklediği rahatlıkla söylenebilir. Gizem ve gerilim türlerinde yerli filmlerde en çok tercih edilen yola sapıldığını söyleyerek spoiler vermeden roman ile film arasındaki farklara değinmeyi bırakıyorum.

Müzikleri de gayet başarılı olan filmin, temposundaki gelgitler ise izleyicinin zaman zaman esnemesine neden oluyor. Buna karşın rüya ve hipnoz sahnelerinde karşımıza çıkan korku sahneleri ve gerilim dolu atmosfer yaratıcı biçimlerde tasarlanmış. İzleyicileri esnemeden kurtaranlar da genellikle bu aralara serpiştirilmiş olan korku sahneleri oluyor. Burada Erman Bostan’ın ilk filmini çeken yönetmenlerin bir bölümünün düştüğü “kurguda atamama” problemini yaşadığını düşünebiliyoruz zira film, temposunu düşüren bölümler derlenip toparlandığı takdirde enikonu 75 – 80 dakikalık bir hikâye sunabilecekken mevcut haliyle 134 dakikayı buluyor.

Her ne kadar bazı durumlarda bir roman uyarlaması için değişik yollara sapmanın, ana hikâyeye ek yaparak ilerlemenin mantıklı olabileceğini düşünsem de böylesi bir eseri beyazperdeye uyarlarken bu denli tahmin edilebilir bir finale bağlamanın, akla ilk geleni uygulamanın ve hikayeyi bu kadar fazla yapıbozuma uğratmanın da bunca emeği heba ettiğini üzülerek belirtmek gerekiyor. Özellikle de eserin orijinal finali burada tercih edilen finalden çok daha çarpıcı ve etkiliyken.

Sonuç olarak Cadı; romanı okumadan izlerseniz ve yer yer uzatmalara girdiğinde sıkılmazsanız keyif alabileceğiniz ancak romanı okuduysanız keyif alma olanağını size sunmayacak, görsel açıdan oldukça görkemli ama senaryosu zayıf bir yapım olmaktan kurtulamıyor.