“Düğün Çok Güzel, Sen de Gelsene…”
Motif Yapım yapımcılığında çekilen Kabala filminin yönetmen ve senarist koltuklarında Azubel (2021) filminin de yönetmenliğini ve senaristliğini yapmış olan Fatih Gülaydın oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Yasin Topbaş’ın, müziklerini Adnan Akdağ’ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ise Yaşar Alptekin, Gizem Çoban, Önem Pişkin, Şebnem Aktay, Hamza Akbulut, Ali Gülaydın, Deren Karadağ, Aynur Mutlucan, Gürsel Cephaneci gibi isimler bulunuyor.
Filmin konusunu ailesinin gizemli geçmişiyle yüzleşmek ve doğmamış bebeğini korumak için zorlu bir mücadele veren Elif’in hikayesi oluşturuyor. Elif, amcasının esrarengiz ölümüyle ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak için yıllar önce terk ettiği aile köşküne geri döner. Elif, evde geçirdiği ilk geceden itibaren tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşamaya başlar. Evin derinliklerinde gizlenen bir sır, Kabala’nın kötücül bir yönünü benimseyen bir tarikatın cin ve büyü ritüelleriyle dolu karanlık dünyasını ortaya çıkaracaktır.
Filmin mekânları gayet iyi kullandığını, tekinsizlik hissini fazlasıyla verebildiğini söylemek rahatlıkla mümkün. Havas alimini canlandıran Yaşar Alptekin izleyicilerle ilk karşılaşmasında role ısınamadığını hissettirse de sonraki sahnelerinde inandırıcı bir performans sergilemeyi başarıyor. Elif’i canlandıran Şebnem Aktay ruj dahi sürmediği makyajsız haliyle izleyicilerin kendisiyle özdeşleşim kurabilmesine izin veriyor. Bu minvalde oyuncuların hepsinin ortalamanın üzerinde olduğunu söylemek mümkün. Özellikle zikir sahnesinde Önem Pişkin’in deliliği adeta perdeyi delerek izleyicilere geçiyor.
Ava gidiş sahnesinde evden ayrılırken arabasının dahi kar altında olduğu görüntüler sonrasında karakterin varış noktasına ulaştığı yerde kar olmaması gibi devamsızlık hataları bulunsa da filmin sanat yönetiminin özellikle gasilhane ya da tarikat evi gibi mekânlardaki başarısı bunları örtmeye yetiyor. Hiçbir diyaloğun boş olmadığı, iyi çalışılmış bir senaryo olması da izleyicilerin iyi bir hikâye izlemelerini sağlıyor.
Filmin handikabı korkudan ziyade gerilim atmosferinin çok daha yoğun olması. Jumpscare ya da kötü yaratık makyajlarına başvurulmaksızın rahatsız edici atmosfer ile inandırıcı, Anadolu’daki bir köyde yaşayan büyüklerimizin birinden dinlenmiş bir hikâye atmosferini oluşturmayı başarıyor. Kötü makyajlara ve kötü oyunculuklara başvurmadığı için korkutucu olmasa da gerçekçi bir yapı kurmayı başarıyor.
Kabala’nın ucuz olmaya çalışan diğer yapımlardan kendini ayırma çabası ise sadece filmle sınırlı kalmıyor. Yurtdışında yapılan hatıra bilet uygulamasını yerli korku sinemasına getirmekle birlikte aynı zamanda kabalafilm.com hesabından gözünü kırpmamayı başaran izleyicilere filmin ilk 2 dakikasını izleme şansı da sunuyor. Üstelik filme özel tasarlanmış bir şeytan tahtasının da çekilişle seyircilere hediye edilmesi de ülkemizde pek rastlamadığımız film efemerası kültürünü de pekiştirecek bir izlenim uyandırıyor.
Sonuç olarak Kabala; başından sonuna dek çekiştirilip uzatılmaksızın bir hikâye anlatabilen, sanat yönetimi ve oyuncularının performanslarıyla gerçekçi olmayı başarabilen ancak korkutmaktan ziyade gerilim dolu bir atmosferle bir dram sunan başarılı bir film…
