6 Nisan 2026
exhuma-banner

“Bazı Mezarlar Mutlaka Açılmalı…”

Dünya prömiyeri 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştirilen Güney Kore yapımı Exhuma, orijinal adıyla Pamyo filminin yönetmen koltuğunda The Priests (2015), Svaha: The Sixth Finger (2019) filmlerinin de senaristliğini ve yönetmenliğini yapmış olan Jae-hyun Jang oturuyor. Müzikleri Kim Tae-seong tarafından yapılan filmin görüntü yönetmenliğini Lee Mo-gae üstlenmiş. Filmin oyuncu kadrosunda ise Kim Go-eun, Choi Min-sik, Lee Do-hyun, Yoo Hae-jin, Hong Seo-jun, Kim Jae-cheol, Derek Chouinard, Jeon Jin-ki gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu paranormal birtakım olaylarla çevrili olan varlıklı bir ailenin çocuklarını kurtarmak için popüler genç şaman ikilisi Hwa Rim ve Bong Gil’den yardım alması sonrası gelişen olaylar oluşturuyor. Ünlü Koreli şaman Hwa-rim ve çırağı Bong-gil, ailenin yeni doğan oğlunun gizemli hastalığını tespit etmek için zengin bir Koreli Amerikalı aile tarafından görevlendirilirler. Hwa-rim, onlara musallat olan intikamcı bir atanın ruhu olarak adlandırılan ‘Mezarın Çağrısı’ laneti olduğunu fark eder. Ailenin reisi Park Ji-Yong, atası olan büyükbabasını yatıştırmak için mezarın yerini değiştirmeleri için genç şaman ikilisini görevlendirir. Genç şamanlar da bu görev için bir Feng shui ustası olan Kim Sang-deok ve bir cenaze memuru Yeong-geun’u yardıma çağırırlar. Kuzey Kore sınırına yakın, uzakta bir dağın tepesinde bulunan mezara ulaştıklarında Kim Sang-deok temkinli davranmaları gerektiğini söyler ancak işler başladığında iş işten geçecektir.

Ölüm sonrası ve ruhlar hakkında Kore mitolojisine dayanan filmin içerisinde aile lanetinden tarihi olaylara değin birçok konu iç içe geçmiş ve bunların hepsi de olay örgüsüne mükemmel bir biçimde katkıda bulunuyor. 2016 yapımı The Wailing’e benzer şekilde şamanik ayinler içeren ve çekildiği bölgenin halk inançlarını temeline alan Exhuma, her biri kendi mini climaxini içeren farklı bölümlerden oluşturulacak şekilde zekice tasarlanmış. Bu yaklaşım, izleyiciyi dolambaçlı bir olay örgüsüyle zorlamak yerine, daha küçük hikâyelerin ayrıntılı ve ilgi çekici bir şekilde keşfedilmesine olanak tanıyor. Film, klasik jumpscare sahnelerine güvenmek yerine izleyicileri sürekli gerilim içerisinde tutan derinlikli olay örgüsüne tutunmayı tercih etmiş.

Yönetmenin önceki filmlerinde de şeytan çıkarma ve şamanik ayinlerin oldukça etkili bir şekilde kullanılmış olması ve kültürel korkulara dayanarak ilerlemesi her filmde kendini daha da geliştirerek tarzını şekillendirmesini sağlamış. Jae-hyung Yang yeni filmini çekene dek, yönetmenin en iyi filmi olan Exhuma aynı zamanda oyuncuların gerçek ritüel uygulamaları üzerinden çalıştırılması ve ellerinde yüksek teknolojik olanaklar bulunmasına rağmen gerekmedikçe CGI kullanımına başvurmaması sayesinde gerçekçiliği oldukça yüksek olan bir yapım. Ayin sahneleri ürpertici, iç gıcıklayıcı ve mükemmel derecede inandırıcı.

Filmde yer alan ruhların genellikle bulanık / flu olarak yansıtılması ve böylece sahnenin odağında ruhlar olmasına rağmen teknik açıdan ruhların her zaman odak dışı kalması da filmin gergin atmosferinin izleyiciye fazlasıyla geçmesine neden olan en büyük etmenlerden biri. Özellikle dağ başındaki uğursuz mezar sahnesinin tekinsizliği, rüzgârın uğultusunu izleyicinin ensesinde hissetmesini sağlayacak ustalıkla tasarlanmış.

Filmin izleyicileri gergin tutan başarılı atmosferinde ses tasarımının katkısı da yadsınamaz bir öneme sahip. Sinematografisinden mekân tasarımına, oyuncuların performanslarından minik hikâyeler şeklinde kurgulanan olay örgüsüne değin bu senenin en başarılı korku yapımları arasında sayılmayı fazlasıyla hak ediyor.

Sonuç olarak Exhuma; mutlaka izlenmesi gereken, kaçırılmaması gereken bir korku sanatı…