31 Mart 2026
sahra-banner

“Tuhaf Karakter İsimleri, Karmaşık Senaryo…”

Redline yapımcılığında 2023 yılında Mardin’de çekilen Sahra’nın yönetmen koltuğunda Müfreze (2021) filminin de yönetmenliğini yapmış olan Enes Bilal Taşçı oturuyor. Senaryosunu Oğuz Şengün’ün kaleme aldığı, müzikleri Vural tarafından yapılan yapımın oyuncu kadrosunda ise Yekta Ener Güven, Vural, Nudem Güven, Gönül Ürer, Esen Gök, Gönül Gezer, Sergül Güven Odabaşı, Sedat Kaniş, Sabahat Dede gibi isimler bulunuyor. Bu ekipten Oğuz Şengün, Vural ve Yekta Ener Güven’i Türk korku sineması takipçileri Şengün’ün senarist, diğer iki ismin ise yapımcı olduğu ve Diyarbakır’da çekilen Cintihar (2024) isimli başarısız yapımdan da anımsayacaktır.

Yapımın konusunu farklı dinlere mensup oldukları için kavuşamayan iki aşığın hikâyesinin nesilleri etkileyen hikâyesi oluşturuyor. Samira ölen teyzesi Sahra’nın evinde kaldığı gece bir büyü kitabı bulur, onu karıştırdığında doğaüstü olaylar baş gösterecektir.

Öncelikle birkaç korku sahnesi içeriyor olsa da filmin korkudan ziyade fantastik olduğunu belirtmekte fayda var. Çekimleri orta halli olan filmin bazı sahnelerinde ise kadrajlar hayli kötü. Ses kurgusunda da sorunları bulunan filmde, mikrofon açıp kapanma seslerini duymak mümkün. Bazı sahnelerde karakterler yürürken ayak sesleri gelirken, karakter yürümeye devam etse de aniden ayak sesleri kesilebiliyor.

Oyuncuların performanslarının oldukça yapay olduğu filmde mantık hataları da art arda sıralanıyor. Teyzesine meşgul olduğu için onunla ilgilenemediğini söyleyen Samira’nın turist gibi fotoğraf çekmesi dışında mesleğini öğrenemememiz, daha önce defalarca geldiğini tahmin edebileceğimiz teyzesinin evindeki fotoğrafı ilk kez o gece görmesi, evde bulunan büyü kitabının nasıl Sahra’nın eline geçtiği finalde dahi açıklanmazken yine o evde görülen fotoğrafın tab edilmeksizin nasıl o eve geldiği de muamma. Samira’nın boynundan hiç çıkarmadığı, teyzesi Sahra’nın vermiş olduğu kolye ile büyücü Talitha’nın yere çizdiği ve girdap kapısı dediği şeklin aynı olmasının hiçbir karakterde şaşkınlık yaratmaması da cabası. Karakterler, kaç gün geçerse geçsin kıyafetlerini değiştimeyerek filmin herhangi bir kostüm bütçesinin olmadığını izleyicilere fısıldarken finale yakın bir sahnede herkesin aynı renk tek tip elbiseler giymesi de onları adeta ortamın bir parçası haline getiriyor zira duvarlar ve yerlerle aynı renkte giyinmiş hareket eden karakterlerimiz oluyor. Eğer bu sahne arafta geçiyor ise de herkes zaten arafta sıkışmış durumda. Üstelik tarot bakan medyumlarımız astral seyahat yerine fotoğraf makinası ve çantasıyla karakterleri zamanda yolculuk yaptıracak yetiye sahiplermiş, bunu da böylelikle görme şansımız oluyor. Bütün bunları da finalde bağlayamayıp paralel evrenlere yıkmaya çalışmaları ise izleyenlerin göz devirmelerine neden olacaktır.

Müslüman karaktere Zayn, Süryani karakterlere Samira ile Sahra isminin verilmesinin yanı sıra erkek büyücünün adının Şamaşo, astral seyahat yaptırabilen medyumun adının ise Talitha olması; her ne kadar mekân olarak Mardin’in seçilmiş olduğunu giriş sahnelerinde karşımıza çıkan cenaze aracından ve kullanılan tarihi yerlerden fark ediyor olsak da yapım hangi ülkede nasıl bir evrende olduğumuzu bize sunacak herhangi bir detay içermiyor. Üstelik senaryo da karman çorman olunca isimlerin bu kadar tuhaf olması izleyicilerin bir yerden sonra yapımdan tamamen kopmalarına neden oluyor.

Yapımın yapımcıları arasında bulunan ve aynı zamanda Zayn karakterine hayat veren (gerçek hayatta da müzik albümü olan) Vural ile Sahra’nın gençliğini canlandıran Nudem Güven’in Türkçe ile Süryanice karışımı şarkı söyleyerek adeta klip çekmeleri de cabası. Yine Samira karakterini canlandıran ve aynı zamanda filmin yapımcıların da biri olan Yekta Ener Güven’in eşya ararken aslında aramaması, geç kalıyorum dedikçe paniklemeyip koşmaması gibi durumlar da yapımın gerçekçiliğini zedelemenin yanı sıra izleyiciler açısından saatlerin akmamasına da neden oluyor. Yapımla ilgili haberlere bakıldığında ise başka bir durum karşımıza çıkıyor. Her zaman alışageldiğimiz haber bültenleri yerine 2023 yılında ölen Esen Gök ile ilgili haberlere denk geliniyor. Türkiye’nin ilk kadın yarış spikeri olan Esen Gök’ün bu yapımda büyücü ve falcı rolüyle yer alması sonrasında 2023 yılında intihar ederek hayatına son verdiği vurgulanarak yapımdaki repliklerinden alıntılar veriliyor. Bu haliyle de doğrusu pek de etik gözükmeyen bir yaklaşımdan bahsedebiliriz.

Sonuç olarak Sahra; birçok teknik aksaklık içermesinin yanı sıra mantık hataları da barındıran, oyuncuların performanslarının hayli kötü olduğu başarısız bir yapım olmaktan öteye geçemiyor.