“Yetersiz Bir Çaba…”
Elçioğulları Yapım yapımcılığında 2022 yılında Ünye’de çekilen, çekimleri sırasında Kod72 olarak açıklanan sonrasında ise Yetmiş İkinci olarak güncellenen 72. (Yetmiş İkinci) filminin çekimleri ilk olarak Süleyman Seçik yönetmenliğinde başlamış, Kemal Danacı ile devam etmiş, sonrasında Yunus Elçi ile sonlandırılmıştır. Senaryosu ise daha önce Ehl-i Cin İntikam (2023) isimli yapımın da senaristliğini üstlenen Yunus Elçi tarafından kaleme alınan filmin oyuncu kadrosunda ise Yavuz Çetin, Funda Dönmez, Ömer Duran, Elif Nil gibi isimler bulunmaktadır.
Yapımın konusunu İstanbul’dan Ünye’ye giden bir kadın polisin araştırdığı cinayet dosyası oluşturmaktadır. Zehra Aksoy, İstanbul’da başarılı ama geçmişinde travmalar olan bir polis komiseridir. Bir anda, Ünye’de çözülemeyen bir dizi gizemli cinayeti araştırmakla görevlendirilir. İlk bakışta sıradan görünen bu olaylar, onu inanç ve akıl arasında gidip geleceği bir kâbusa sürükleyecektir. Olay yerine vardığında, korkunç detaylarla karşılaşır: boğazları yırtılmış kurbanlar, duvarlara yazılmış bilinmeyen bir dilde yazılar ve karnı yarılarak doğmamış bebeği çıkarılmış hamile bir kadın, Ebrar. Köylüler ve olayın tek tanığı olan İmam, bu ölümlerin ardında “musallat olmuş” bir “ifrit” olduğunu iddia eder. Zehra için bunlar, cehaletin ortaçağ hurafeleridir. Gerçek bir katil peşindedir. Ancak, Ebrar’ın tedavi gördüğü hastanedeki kayıtları inceledikçe ve olayların merkezindeki lanetli evin geçmişine dair ipuçları topladıkça, işin rengi değişecektir.
Çekimleri orta halli olan filmin oyuncularının performansları maalesef gerçekçi olmayı başaramıyor. Bunun temel nedenleri arasında mantık hatalarının art arda gelmesi ve diyalogların anlamsızlıkları gibi etkenler başta sayılabilir. Örneğin İstanbul’la bağlantılı olmayan, bu komiserin uzmanlık alanı da olmayan 4 cinayet için kendisinin Ünye’ye gönderilmiş olması yani filmin daha girişiyle birlikte mantıksal sorunlar da baş göstermeye başlıyor. Bazı sahnelerde kameramanın ayak seslerinin duyulması, bazı sahnelerde ise kameramanın bizzat gölgesinin izleyicilerle buluşmasının yanı sıra ses-görüntü senkronunda bozulmalar da karşımıza çıkıyor. Filmin yapımcılarının açıklamalarına göre 6 Şubat depremi sırasında filmin kayıtlarının bulunduğu hard disklerden kurtarılan görüntüler ile hikâyenin kotarılmaya çalışılması zaten bu sorunların varlığını açıklar nitelikte olsa da, sinemanın bir sanat dalı olması nedeniyle teknik aksaklıkları oluşması kaçınılmaz olan bu görüntülerden gösterime girecek bir film elde etmeye çalışmak da durumu kurtarmaya tam anlamıyla yetmiyor. Zira sanatın bahanesi bu bağlamda kabul edilemez.
Ancak bu sayılan teknik ve mantıksal sorunlara rağmen, bu yılın 40. yerli korkusu olan bu yapımda baştan sona anlatılmaya çalışılan bir hikâyesinin olması, polisiye ile korkuyu harmanlamaya çalışması, bazı sahnelerde ışık parlamaları olsa da çoğu sahnede ışıklandırmanın yerinde kullanılması, kısa bir hikâyenin çekiştirilerek uzatılmaya çalışılmaması gibi unsurlarla (mevcut aksaklıklarına rağmen) diğer çoğu yapımdan başarılı olduğunu söylemek mümkün. En azından seyirciyle alay etmediğini, ortaya bir hikâye sunmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, aslında korku dozunun da birkaç jumpscare hariç neredeyse hiç karşımıza çıkmadığını ve daha ziyade doğaüstü varlık yoluyla korku türünün gereksinimlerini yerine getirmeye çalıştığını, dolayısıyla gizem ve suç türlerinin dinamiklerini daha çok karşıladığını belirtmek gerekiyor.
Sonuç olarak 72. (Yetmiş İkinci); mantık hataları, kötü diyalogları ve yetersiz oyunculuk performansları olsa da en azından “film” olarak nitelendirebileceğimiz, uzun metraja çekiştirilmeye çalışılmaksızın bir hikâye anlatabilmesiyle kanaat notuyla ucu ucuna sınıfı geçen bir film olmayı da başarıyor.
