2 Nisan 2026
it-feeds-banner

“Her Filmden Bir Tutam…”

Black Fawn Films ile Productivity Media ortak yapımcılığında çekilen It Feeds, Türkiye’de gösterime girdiği adıyla Öldüren Terapi filminin yönetmen ve senarist koltuklarında The Drownsman (2014), Bite (2015), Heretics (2017), I’ll Take Your Dead (2018) gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Chad Archibald oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Jeff Maher’in üstlendiği, müzikleri Steph Copeland tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Ashley Greene, Ellie O’Brien, Juno Rinaldi, Shawn Ashmore, Brooklyn Marshall, Mark Taylor, Shayelin Martin, Julian Richings gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu doğaüstü bir varlığın musallatına uğrayan genç bir kızın bir medyumdan yardım almaya çalışması oluşturuyor. Genç bir kadın, bir varlığın kendisinden beslendiğini iddia ederek bir psikiyatri kliniğinden yardım ister. Jordan ve medyum annesi Cynthia, kız tamamen ele geçirilmeden önce bu travma ve korkunun yarattığı psişik enerjiyle beslenen doğaüstü gücü durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

Çekimleri başarılı olan filmin atmosfer yaratımı ve mekân kullanımları da oldukça güçlü. Başta medyum anne karakterine hayat veren, Twilight film serisinden hatırlayacağımız Ashley Greene ile kızı Jordan’ı canlandıran Ellie O’Brien’ın performansları olmak üzere oyuncuların tamamının gerçekçi ve inandırıcı performanslar sergilediklerini söylemek mümkün. Ancak karakterlerin ve doğaüstü varlığın derinliklerinin olmaması filmin en büyük sorununu oluşturuyor. Her ne kadar anne-kız ilişkisindeki çatışmalar ile izleyiciyi kendine bağlıyor olsa da gayet başarılı görünen yaratığın orijinine inilmemesi ve bunun es geçilmesiyle birlikte film finale doğru düşüşe geçiyor. Polislerin acemiliğinden karakterlerin hatalı kararlarına değin ivme kazanan bir şarampolle sonuçlanıyor.

Filmi başka filmlerle karşılaştırmak da mümkün. Ashley Greene’in canlandırdığı medyum anne kararkteri izleyicilere The Conjuring serisindeki Loraine Warrens’ı ya da Sam Raimi’nin Drag Me to Hell (2009) filmindeki medyum Shaun San Dena’yı hatırlatsa da yalnızca birkaç öne çıkan özellikleri nedeniyle benzerlik kurulabiliyor. Film ayrıca zihinsel boyut değiştirmenin yoğun olarak kullanımıyla Insidious serisinden ve The Cell (2000)’den de izler taşıyor. Finale doğru ise Wishmaster (1997)’ı anımsatan sahneler karşımıza çıkıyor. Filmin adına bakıldığında ise It Follows (2014) göndermesi dikkat çekiyor. Böyle bakıldığında birçok filme göndermeleri bulunan, her doğaüstü korku filminden bir parça barındıran bir projenin karşımızda olduğunu söylemek mümkün.

Sonuç olarak It Feeds; jumpscare’leri oldukça yerinde kullanan, oyunculuklarıyla inandırmayı başaran ancak finale ilerledikçe tökezlemeye başlayan, birçok doğaüstü korku filminde parçalar barındıran  ancak türe herhangi bir yenilik katmayı başaramayan orta halli bir korku filmi olmaktan öteye geçemiyor.